YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5055
KARAR NO : 2021/9648
KARAR TARİHİ : 02.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen kararın karşı taraf (davalı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Başvuru sahibi (davacı) vekili, plakası tespit edilemeyen araçta yolcu iken araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp 206.191,79 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı taraf(davalı) vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; talebin kabulü ile 206.191,79 TL’nin tahsiline karar verilmiş, anılan karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Başvuru sahibi vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını, aracın plakası tespit edilemediğinden davalı … Hesabının zarardan sorumlu olduğunu açıklayıp iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur.
2918 Sayılı KTK’nin 91. maddesinde işletenlerin trafik sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmış; 5684 Sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca; rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararların zorunlu trafik sigortası için saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabının oluşturulacağı hüküm altına alınmıştır. 5684 Sayılı Kanunun 14. maddesinin 2. fıkrasında da; sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için Güvence Hesabının sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Buna göre davalının sorumluluğuna karar verilebilmesi için motorlu bir aracın işletilmesi ile oluşan bir trafik kazası sonucunda davacının vücut bütünlüğünde eksilme ve sürekli sakatlık meydana gelmelidir.
Somut olayda davacı ifadesinde, 6,5 ay önce dolmuşa arka kapıdan bindiğini ve tam oturmadan şoförün ani fren yapmasıyla sırt üstü düştüğünü bunun sonucunda bilincini kaybettiğini, hastanede kendine geldiğini belirtmiştir. Dosya kapsamında, kazaya, plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu, davacının bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bedensel zarara uğradığına dair davacının ifadesi dışında herhangi bir belge ve bilgi bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının anılan zarar nedeni ile sorumlu olup olmadığına ilişkin ve olayın oluş şekli hakkında kanaat edinilememiştir.
Buna göre, davalı …, Karayolları Trafik Kanunu gereği yaptırılması zorunlu olduğu halde, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası(Trafik Sigortası) yaptırılmamış veya plakası tespit edilemeyen motorlu araçların işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya sakat kalmasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı meydana gelen bedeni zararları araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve kaza anında geçerli limitler dahilinde karşılamakla sorumlu olduğuna göre öncelikle davaya konu yaralanmanın bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelip gelmediğine yönelik olarak davacının tedavi belgelerinin ve kazaya ilişkin soruşturma evraklarının dosya kapsamına kazandırılarak yapılacak inceleme, değerlendirme ve araştırma sonucunda hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de;
Davaya konu yaralanmanın bir motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana geldiği kanaatine varılacak olunursa;
a- Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü; 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak düzenlenen raporda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınarak rapor düzenlenmiş, hakem heyetince anılan rapor karara esas alınarak talebin kabulüne karar verilmiş, karara karşı itiraz edilmesi üzerine itiraz hakem heyetince; davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre düzenlenmesi gereklidir.
Davaya konu olayda davacının yaralandığı tarih olarak 03.01.2018 tarihi belirtilmiş olup, anılan tarih itibari ile yürürlükte olan yönetmelik; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliktir.
Buna göre, karara esas alınan maluliyet raporu olay tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun düzenlenmediğinden bu raporun karara esas alınması isabetsiz olup, hakem heyetince olay tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre, temyiz eden davalının lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
b-Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacının başvurusunun kabulü ile kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 22.883,00 TL vekalet ücretine karar verilmiş, anılan karara karşı davalı vekilince itiraz edilmiş, itiraz hakem heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiş olup karar bu yönüyle de hatalıdır.
İtiraz Hakem Heyetince başvuru sahibi lehine vekalet ücretine karar verilirken Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19/01/2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine(maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydı ile) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tam nisbi vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (a) ve (b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 02/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.