YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/8027
KARAR NO : 2013/2534
KARAR TARİHİ : 12.03.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan sanık …’nun yapılan yargılaması sonunda; değişen suç vasfına göre çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.05.2008 gün ve 2006/319 Esas, 2008/207 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii, katılan SHÇEK vekili ve mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, ilk derece mahkemelerinde, kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar, suçtan zarar gören, mağdur veya malen sorumlu olanlar, mahkemesine bir dilekçe vermek veya katılma istemini içeren sözlü başvurularının tutanağa geçirilmesi suretiyle kamu davasına katılabileceği, kanun yolu yargılamasında, katılma isteminde bulunulması olanaklı değil ise de, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla, inceleme merciince 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 237/2. maddesi uyarınca incelenip karara bağlanabileceği gözetilerek;
Dosya kapsamına göre de, 27/02/2007 tarihli duruşmada, davaya katılma talebinde bulunan mağdure …’ın vekilinin 29.05.2008 günlü dilekçesiyle de hükmü temyiz etmiş olmasına göre, katılma isteğini açıkça sürdürdüğünün anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 260. maddesinin birinci fıkrası ve 237. maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uyarınca mağdure …’ın davaya katılmasına ve zorunlu vekil Av. …’in de katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek gereği düşünüldü:
Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 18.02.2008 tarihli raporunda mağdurede orta ile hafif sınırında zeka geriliği olduğu, bu nedenle olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağının belirtilmiş olması karşısında, zeka geriliği olan mağdurenin beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği konusunda Adli Tıp Kurumundan ek rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Mağdure hakkında Çorum Devlet Hastanesince düzenlenen 21.07.2006 tarihli raporda, mağdurenin kendisine karşı işlenen cinsel istismar suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı ve eylem sonucunda beden veya ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiş olmasına karşın, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca verilen, çocuk psikyatri uzmanının bulunmadığı 29.11.2006 tarihli raporda mağdurenin olay nedeniyle durumunun TCK.nın 103/6. maddesine mümas bulunmadığının belirtilmesi karşısında, raporlar arasında oluşan çelişkinin, Adli Tıp Kurumu Kanununun 15/f maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan alınacak raporla giderilmesinden sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velâyet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğunun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği ve katılan SHÇEK vekilinin mağdure …’nin haklarını korumak maksadıyla davaya katılıp takip etmesi karşısında, lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii, katılan SHÇEK vekili ve katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.