Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/11591 E. 2012/9322 K. 02.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11591
KARAR NO : 2012/9322
KARAR TARİHİ : 02.10.2012

Hürriyeti tahdit suçundan sanık …’nın 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 179/2 ve 179/3. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hakkındaki mahkûmiyet hükmünün 5237 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına dair Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2010 gün ve 2010/316 Esas, 2010/375 sayılı Kararının,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231/5. maddesinde “sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” şeklinde düzenleme karşısında sanık hakkında işlediği bir suçtan hükmedilen 4 yıl hapis cezası ve 600 TL adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği dikkate alınmadan bu yönde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.06.2012 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04- 105-81-4669- 2012/10298/34865 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla gereği düşünüldü:
Sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda hürriyeti tahdit suçundan hükmedilen “4 yıl hapis ve 600 TL adli para cezanın” miktarına ve 5271 sayılı CMK.nın 231/5. maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden, kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriğinin yerinde olduğu anlaşılmakla, Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2010 gün ve 2010/316 Esas, 2010/375 Karar sayılı hükmünün, CMK.nın 309. maddesi uyarınca sanık aleyhine tesir etmemek kaydıyla BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.