YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13746
KARAR NO : 2021/11943
KARAR TARİHİ : 02.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.03.2021 tarihli ve 2019/1081 Esas, 2021/2767 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Dahili davalı Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, maliki olduğu 728 ada 26 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını davalının işgal ettiğini ayrıca davalıya ait işyerinin de taşınmazına taşkın olduğunu ileri sürerek elatmasının önlenmesine, taşan kısmın yıkılmasına ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, temliken tescil isteğinde bulunmuş, taşınmazın inşasında davacının da muvafakati olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk hükümle, davalının çekişmeli taşınmazda haksız işgalci olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 22.05.2018 tarihli ve 2018/2377 Esas, 2018/12978 Karar sayılı ilamı “…Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli 728 ada 26 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğu, aynı ada 2 parsel sayılı taşınmazın Hazine’ye ait olduğu, davalıya ait oto lastik bayi olarak kullanılan yapının 2 parsel sayılı taşınmazda bulunduğu ancak 8,34 m²’lik kısmının davacıya ait taşınmaza taşkın olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; elatmanın önlenmesi ve yıkım davaları kural olarak fiilen elatan kişiye karşı açılır. Somut olayda elattığı ileri sürülen davalı olup, kendisi de yıkımı istenen yapıyı kullandığını kabul etmiştir. Bu durumda davalı olma sıfatına sahiptir. Öte yandan, söz konusu yapının bulunduğu parsel aslında Hazine’ye ait olup, yıkımın malikin hukukunu da doğrudan etkileyeceği açıktır. Dava, binanın ana nüvesinin bulunduğu bitişik parsele yönelik açıldığına göre HMK’nin 59. maddesinde sözü edilen zorunlu dava arkadaşlığının gereği olarak o parsel malikinin de davada yer alması zorunluluktur. Taraf teşkili sağlanmadan yargılamanın sürdürülmesine yasal olanak yoktur. Hal böyle olunca; 728 ada 2 parsel sayılı taşınmazın maliki olan Hazine’nin davaya dahil edilmesi için davacıya önel verilmesi, ondan sonra taraf delillerinin değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir…” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda, Hazine davaya dahil edilerek, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün, dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, hüküm, Dairenin 25.03.2021 tarihli ve 2019/1081 Esas, 2021/2767 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Bu defa dahili davalı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilâmında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan dahili davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2. HMK’nin 297/2. maddesi gereğince, mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrası çok açık olmalı, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar tek tek belirtilmelidir. Aksi hal, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Somut olayda, Mahkemece, hüküm kurulurken, 12.986,50 TL işgal tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve 5.781,41 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş ise de bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, Hazine’nin bozma sonrası davaya dahil edilerek dahili davalı sıfatını aldığı ve davalı aleyhine hükmedilen ecrimisil tazminatından ve yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı düşünülmeden, az yukarıda açıklandığı üzere HMK’nin 297/2. maddesine aykırı olacak şekilde, ecrimisil ve yargılama giderinden sorumluluk açısından infaza aykırı olacak şekilde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün 3. ve 6. bentlerinin HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı Hazine vekilinin karar düzeltme talebinin, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince kabulüne; Dairemizin 25.03.2021 tarihli ve 2019/1081 Esas, 2021/2767 Karar sayılı maddi hataya dayalı onama ilamının kaldırılmasına, hükmün 3.bendindeki; “…12.986,50 TL işgal tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan…” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “…12.986,50 TL işgal tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı …’den …” ibaresinin eklenmesine, hükmün 6.bendindeki; “… 5.781,41 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen…” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine”… 5.781,41 TL yargılama giderinin davalı …’den…” ibaresinin eklenmesine, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, dahili davalı Hazine vekilinin sair karar düzeltme isteğinin yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, 02.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.