Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/10961 E. 2013/5516 K. 07.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10961
KARAR NO : 2013/5516
KARAR TARİHİ : 07.05.2013

Irz ve namusa tasaddide bulunma ve kaçırma suçlarından (ikişer kez) sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; mağdur……’a yönelik ırz ve namusa tasaddide bulunma ve kaçırma suçlarından beraatine, mağdur … …’e yönelik eylemleriyle ilgili 5237 sayılı TCK hükümlerinin lehe sonuç doğurduğunun kabulüyle çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair … 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.04.2007 gün ve 2003/204 Esas, 2007/67 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii, katılanlar vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında mağdur…’ya yönelik ırz ve namusa tasaddide bulunma ve kaçırma suçundan kurulan hükümler ile mağdur …’e yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Mahkemece, nüfus kaydına göre 14.06.1997 doğumlu olup, suç tarihinde 6 yaşı içerisinde bulunan mağdur…’yu diğer mağdur … ile birlikte evine götüren sanığın, mağdur …’e yönelik tasaddide bulunduktan sonra mağdur…’ya karşı hiçbir şehevi harekette bulunmaksızın mağdurları serbest bıraktığının oluşa uygun olarak kabul edilmesi karşısında, sanığın mağdur…’ya yönelik eyleminin 765 sayılı TCK.nın 432. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu anlaşılmakla;
Sanığa isnat olunan suçların 765 sayılı TCK.nın 415/2 ve 432. maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırları itibarıyla, aynı Kanunun 102/4 ve 104/2 maddelerine göre yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi oldukları, suç tarihi olan 15.08.2002 ile inceleme günü arasında bu sürelerin geçtiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında mağdur …’e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Mağdurun aşamalardaki tutarlı ve samimi görülen anlatımlarında, diğer mağdur… ile evlerinin önünde oynadıkları sırada yanlarına gelen sanığın elinden tutup çekerek kendisini zorla evine götürdükten sonra pantolonunu çıkararak cinsel organını anüsüne sürttüğünü söylemesi, mağdur…’nun kollukta alınan beyanında olayı bu şekilde anlatması karşısında, sanığın mağdur …’e karşı cebir kullanarak gerçekleştirdiği eyleminin 765 sayılı TCK.nın 431, 5237 sayılı TCK.nın ise 109/2. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturduğu ve lehe aleyhe kanun değerlendirmesinin buna göre yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanunun 109. maddesinin 1. fıkrasındaki suçu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
5237 sayılı Kanunun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca, olaya tatbik imkanı bulunan kanunların leh ve aleyhteki bütün hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçları karşılaştırılıp, lehe olanın belirlenmesi, her iki kanunla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek biçimde kararda gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeyip, soyut olarak 5237 sayılı TCK hükümlerinin lehe sonuç doğurduğu belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanığın suç tarihindeki yaşı ve sanığa atılı suça ilişkin 5237 sayılı Kanunun 109/1. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı nazara alındığında, eyleminin 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 06.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 24. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşmanın da bir kovuşturma şartı olduğu cihetle suç tarihindeki lehe kanun ve müktesep hak hükümleri nazara alınarak öncelikle CMK.nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunulması, sonuçsuz kalması durumunda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.