Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/6572 E. 2021/10537 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6572
KARAR NO : 2021/10537
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 19/12/2019 tarih, 2019/İHK-19757 sayılı itirazın reddine dair kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, 02/10/2018 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalı tarafından sigortalanan aracın trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 354,00 TL rapor bedelinin temerrüt tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 30/09/2019 tarihli dilekçe ile talebini 243.700,00 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti başvurunun kabulü ile 243.700,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 354,00 TL rapor bedelinin 16/04/2019 tarihinden yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti itirazın reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyet kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma sebebiyle cismani zarar istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; kaza tespit tutanağında davacının asli ve davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu, 23/09/2019 tarihli trafik uzmanı bilirkişi raporunda ise davacının %25 ve karşı yön araç sürücüsünün %75 kusurlu olduğu belirtildiği ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince, kaza tespit tutanağı ve alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, soruşturma dosyası ve varsa ceza mahkemesi dosyası da, dosya içerisine alınarak,dosyanın Adli Tıp Kurumu, İTÜ Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile kaza tespit tutanağı ve eldeki davada alınan bilirkişi raporunun birlikte irdelenerek tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin
giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda, hükme esas alınan … Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 29/03/2019 tarihli beş adli tıp uzmanı tarafından hazırlanan raporunda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %39 sürekli maluliyet ve 4 aya kadar iyileşme süresi tespit edildiği anlaşılmaktadır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan bahsi geçen yönetmelik kapsamına göre maluliyet belirlenmiş olmasına karşın yönetmeliğin 6. Maddesi kapsamında davacının yaralanması dikkate alınarak heyette olması gereken uzman hekimler bulunmadan beş adli tıp uzmanı tarafından maluliyet durumunun değerlendirildiği ve buna ilişkin davalı vekilinin itirazların da gerek UHH gerekse İHH tarafından reddedildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde; davalı vekilinin itirazlarına göre olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının yaralanması da dikkate alınarak heyette olması gereken uzman doktorların kontrolünde maluliyetin belirlenmesi gerekmektedir. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazetede yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinde “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (1) nolu bentte gösterilen sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2-3) nolu bentlerde gösterilen sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 16/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.