YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/324
KARAR NO : 2011/233
KARAR TARİHİ : 15.09.2011
Beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10.12.2010 gün ve 2009/161 Esas, 2010/282 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına, mağdure beyanlarına ve 10.02.2006 tarihinde mağdurenin hastanede normal doğum yapmasına göre; suç tarihi olan dönemin 765 sayılı TCK.nun yürürlükte olduğu dönem olduğunun anlaşılması karşısında, mahkemece öncelikle suç tarihinin belirlenip bu husus gerekçeli kararda tartışıldıktan sonra 5252 sayılı Kanunun 9/3 ve 5271 sayılı CMK.nun 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmemesi,
Kabule göre de,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.11.2007 gün, 2007/5-142 Esas ve 2007/240 sayılı kararında vurgulandığı üzere, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 102/2, 102/3-c, 43/1, 102/5 ve 62/1. maddeleri sırası gözetilmek suretiyle hüküm kurulurken, zincirleme biçimde kasten işlediği nitelikli cinsel saldırı suçunun neticesi sonucu gerçekleşen ve sorumluluğu için en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gereken TCK.nun 102. maddesinin 5. fıkrasındaki suçun ağırlaşmış halinin teselsül edemeyeceği, zincirleme biçimde gerçekleşen eylemlerin 102/5. maddeden önceki hallerin olması nedeniyle, TCK.nun 43. maddesi uyarınca yapılacak artırmanın 102/5. madde ile tayin edilen ceza üzerinden değil bu maddenin tatbikinden önce, 102/2 ve 102/3. maddelerinin tatbiki ile bulunan ceza miktarı üzerinden yapıldıktan sonra, bulunan artırım miktarının 102/5. madde gereğince tespit edilen cezaya eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. ve 326. maddeleri uyarınca tebliğname gibi BOZULMASINA, 15.09.2011 tarihinde oy birliği ile karar verildi.