YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/459
KARAR NO : 2021/1585
KARAR TARİHİ : 07.12.2021
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
1. Taraflar arasındaki “Kurum işleminin iptali ve tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı … Kurumu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı … Kurumu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasının 17.05.2002 eşinin ise 06.04.2014 tarihinde vefat ettiğini, talebi üzerine her ikisinden de ölüm aylığı bağlandığını, daha sonra müvekkilinin babasından almış olduğu ölüm aylığının 04.02.2016 tarihinde davalı Kurum tarafından hukuka aykırı olarak kesildiğini ileri sürerek aylığın kesilmesine ve yersiz ödemelerin tahsiline ilişkin Kurum işleminin iptaline, Kuruma yapılan yersiz ödemelerin iadesine ve kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir
Davalı Cevabı:
5. Davalı … Kurumu (Kurum/SGK) vekili cevap dilekçesinde; davacının hem eşinden hem de babasından dolayı ölüm aylığı almasına yasal imkân bulunmadığını, Kurumun hataen yaptığı idari işlemi geri almasının hukuka aykırı olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş mahkemesi sıfatıyla) 31.10.2017 tarihli ve 2016/248 E., 2017/537 K. sayılı kararı ile; ölüm sigortasından aylık tahsislerinde ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerektiği sigortalı eşin yaşamını yitirdiği 06.04.2014 tarihi itibariyle yürürlükteki 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılması gerektiğinden hem eşinden hemde babasından aylık almasının yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararı:
7. Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş mahkemesi sıfatıyla) yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
8. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 11. Hukuk Dairesinin 09.10.2018 tarihli ve 2018/333 E., 2018/1873 K. sayılı kararı ile; 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 45/c maddesi “yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Yasa ile diğer sosyal güvenlik Yasaları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25’i,” oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilerek, aynı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 46/2. maddesine, “Ancak, evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olan ödenir.” hükmünün getirildiği, 4956 sayılı Kanun’un 56. maddesiyle 2926 sayılı Kanun’un 27. ve 28. maddeleri yürürlükten kaldırılarak 54. maddesiyle 2926 sayılı Kanun’a Ek 3. maddenin eklendiği, söz konusu Ek 3. maddede 1479 sayılı Kanun’un 45. ve 46. maddelerinin 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılar hakkında da uygulanacağının belirtildiği, uyuşmazlığın çözümünde uygulama yeri bulan 1479 sayılı Kanun’un 46/2. maddesi hükmünün, sadece 1479 sayılı Kanun’a göre hem kocadan hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması hâlinde uygulanacağı, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesine göre, ölüm aylıklarının bağlanmasında yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926, 2925 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağından, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinin de somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığı, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan eşinden ölüm aylığı almasından sonra 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasından da ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, davacıya 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının kesilmesine dair Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, davacıdan yapılan kesintilerin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
9. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı … Kurumu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
10. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 27.02.2020 tarihli ve 2018/6722 E., 2020/1785 K. sayılı kararı ile; “..TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum, yapılan işlem kanuna uygun olduğu için davanın reddinin gerekeceği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemişlerdir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
06.04.2014 tarihinde vefat eden emekli sandığı sigortalısı eşi üzerinden 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine dul aylığı bağlanan davacının, hak sahibi kız çocuğu sıfatı ile de 17.05.2002 tarihinde ölen 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalı babası üzerinden de ölüm aylığı aldığı ancak davalı kurum işlemi sonucu ölüm aylığının kesildiği, tekrar bağlanması için yaptığı başvurunun davalı Kurumca reddedilmesinden sonra iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Yasa’nın Geçici 1. maddesidir. Anılan düzenlemede; ”Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.
1479 sayılı Kanun’un “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlığını taşıyan 45. maddesinin 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanunla değişik 2. fıkrasının (c) bendinde, sigortalının; 18 yaşını (veya ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması halinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malûl bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilip 1479 sayılı Kanunun “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46. maddesinin 2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiş, ancak, söz konusu KHK, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 gün 61/34 sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
İptale konu düzenleme daha sonra bu kez kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan (c) bendini değiştiren 4956 sayılı Kanunun 23. maddesiyle benimsenerek, sigortalının evli olmayan/boşanan/dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiş, aynı zamanda 46. maddenin 2. fıkrasına da “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi yeniden eklenmiştir.
5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34. maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddede ise, bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Anılan yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup, buna göre sigortalı eşin yaşamını yitirdiği 2014 tarihi itibarıyla davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 34. ve 54. maddeleri olup, 54. maddenin 5. bendine göre hak sahibinin tercihine göre ana/baba veya eşe ait dosyaların birinden aylık bağlanacağı açıkça düzenlenmiş bulunmakla, anılan maddeler irdelenmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulune dair kararı bozulmalıdır..” gerekçesiyle kararın bozulmasına, dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Direnme Kararı:
11. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli ve 2020/736 E., 2020/1281 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 26.11.2018 tarih ve 2017/3288 Esas ve 2018/8645 karar sayılı ilamında, “5510 sayılı Yasa’nın 54.maddesinin somut olayda uygulanabilmesi için hak sahibi sıfatı ile ölüm aylığı talep edilebilecek her iki sigortalının ölüm tarihinin de 01.10.2008 tarihinden sonra olması gerektiği açıktır. Dolayısıyla, somut olayda davacının eşi ile babasının sigortalılık statüleri farklı olduğundan aylığa hak kazandığı açıktır.” kararı verildiği, aynı konuya ilişkin uyuşmazlıklar yönünden aksi yönde çözüm getiren içtihatlar arasında sosyal güvenlik hakkının özüne ve Anayasal eşitlik ilkesine uygun bir yaklaşımla tercih yapılması gereği dikkate alınarak sonuca varılması gerektiği, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin görüşü doğrultusunda verilen kararların anılan Daire tarafından onandığı ve bu nedenle aynı konumda olan bir kısım şahıslara ölüm aylığı bağlanırken diğerlerine bağlanmamasının hukukî güvenlik ve hukukî belirlilik ilkesini ve giderek adil yargılanma hakkını zedeleyeceği aksi yönde çözüm getiren içtihatlar arasında Anayasal eşitlik ilkesine uygun bir yaklaşımla tercih yapılması gereğinin gözetildiği belirtilerek önceki kararda direnilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davalı … Kurumu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 06.04.2014 tarihinde vefat eden eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının yanında ayrıca 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 17.05.2002 tarihinde vefat eden babasından dolayı da ölüm aylığı alıp alamayacağı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
14. Bilindiği üzere, sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nda güvence altına alınmıştır. Bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo–ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır (Arıcı, Kadir; Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s. 95).
15. Ölüm ise gerçekleşmesi mutlak, ancak ne zaman gerçekleşeceği bilinmeyen tipik bir sosyal güvenlik riskidir (Arıcı, s. 386). Bu risk hak sahibi konumunda olan dul eş ve yetim çocuk yönünden etkili olacaktır. Sigortalının ölümü ile birlikte sağ kalan hak sahibi aile bireyleri gelir kaybına uğrayacak bu nedenle sosyal güvenlik yönünden bir korumaya gereksinim duyacaklardır. İşte bu noktada ölüm sigortası ile risk altında olan hak sahiplerinin sosyal güvenlik hakları koruma altına alınmıştır.
16. Sadece hak sahibi niteliğini taşımak ölüm sigortasından aylık bağlanması için yeterli değildir. Bu niteliğe ek olarak birtakım koşulların gerçekleşmesi gereklidir. Bu koşullardan bir kısmı doğrudan doğruya hak sahibi kişiler ile ilgili iken, diğer kısmı ise sigortalıya ilişkindir.
17. Belirtilmelidir ki, ölüm olgusu, ölenin tabi olduğu sosyal güvenlik kanunu kapsamında sigortalı sayılması, belirli bir sigortalılık süresine ulaşılması ve belli gün sayısında prim ödenmesine ilişkin koşullar sigortalıya ilişkin koşullardandır.
18. Uyuşmazlığın çözümü için hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanması ile ilgili yasal mevzuatın incelenmesinde yarar vardır.
19. Öncelikle 17.10.1983 tarihli olup 20.10.1983 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun (2926 sayılı Kanun) 27. maddesinin üzerinde durulmalıdır. Söz konusu Kanun’da tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlara ve bunların hak sahiplerine, malullük, yaşlılık ve ölüm hâllerinde yapılacak sosyal sigorta yardımları ile ilgili şartlara yer verilmiş olup “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlıklı 27. maddenin ilk hâli;
“Ölen sigortalının tahsis yapılmasına hak kazanan kimselerine aşağıdaki hükümlerde belirtilen oran ve şartlarda aylık bağlanır veya toptan ödeme yapılır.
Ölen sigortalının 24 üncü madde gereğince tespit edilecek aylığının veya 26 nci madde gereğince yapılacak toptan ödeme tutarının;
a) Dul karısına % 50’si; aylık alan çocuğu bulunmaması halinde ise % 75’i,
b) Sigortalı kadının ölüm tarihinde çalışamayacak durumda malul veya 55 yaşını doldurmuş olup da geçiminin sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen kocasına % 50’si, aylık alan çocuğu bulunmaması halinde ise % 75’i,
c) 18 yaşını veya ortaöğrenim yapması halinde 20, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan erkek çocukları ile herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi bir işte çalışmayan veya buralardan aylık veya gelir almayan yaşları ne olursa olsun evli olmayan kız çocukların her birine % 25’i.. Aylık veya toptan ödeme şeklinde verilir..” şeklinde düzenlenmiştir.
20. 619 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’nin (619 sayılı KHK) 49. maddesi ile 2926 sayılı Kanun’un 27. maddesinin (b) bendi yürürlükten kaldırılmış (a),(c),(d) bentleri yeniden düzenlenerek (c) bendi “18 yaşını ortaöğretim yapması hâlinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması hâlinde 25 yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu kanun ile sosyal güvenlik kanunları kapsamında çlaışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun evli olmayan evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25’i..” şeklinde değiştirilmiş ve bu değişiklik Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 tarihli 2000/61 E., 2000/34 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Söz konusu değişikliğin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinden sonra 24.07.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanun’un 56. maddesi ile 2926 sayılı Kanun’un malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası ile ilgili maddeleri yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 54. maddesi ile 2926 sayılı Kanun’a Ek Madde 3 eklenmiştir.
21. 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 2926 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 3’de; “1479 sayılı Kanunun birinci kısmında yer alan 20 nci madde, ikinci kısım ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümde yer alan maddelerin tamamı, altıncı bölümde yer alan 56 ncı madde dahil 74 üncü maddeye kadar olan maddelerin tamamı ile 76, 78 ve 79 uncu maddeleri, yedinci bölümde yer alan 80 inci maddesi, ek 9, ek 12, ek 13, ek 14, ek 15, ek 16, ek 17, ek 18, ek 19 uncu maddeleri, geçici 10 ve 11 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanuna tâbi sigortalılar hakkında da uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
22. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun (1479 sayılı Kanun) 4. bölümü ölüm sigortası hükümlerini düzenlemektedir. Böylece 2926 sayılı Kanun sigortalıları yönünden ölüm sigortası ile ilgili olarak 1479 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapmak gereklidir.
23. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun “Eş ve çocuklara, ana ve babaya tahsis yapılması” başlığını taşıyan 45. maddesinin 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik 2. fıkrasının (c) bendinde, ölen sigortalının 18 yaşını (veya ortaöğretim yapması hâlinde 20 yaşını, yükseköğretim yapması hâlinde 25 yaşını) doldurmamış veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul bulunan çocukları ile geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu Kanunlar kapsaındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiştir.
24. Öte yandan 619 sayılı KHK ile 1479 sayılı Kanun’un “Ölüm aylığının kesilmesi” başlıklı 46. maddesinin 2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiştir. Ancak söz konusu KHK, Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 tarihli ve 2000/61 E., 2000/34 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
25. Bununla birlikte 24.07.2003 tarihinde kabul edilen ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 45/c maddesi “yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25’i..” oranında aylık bağlanır şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’un 46/2 maddesine de, “Ancak, evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olan ödenir.” hükmü getirilmiştir.
26. 5510 sayılı Kanun’un ”Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34. maddesine göre de;
“Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının;
a) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Dul eşine % 50’si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i,
b) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;
1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya,
2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malûl olduğu anlaşılanların veya,
3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, her birine % 25’i..,” oranında aylık bağlanır.
27. 5510 sayılı Kanun’un ”Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddesinin ilgili kısmı ise şöyledir:
”Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda;
a) Uzun vadeli sigorta kollarından;
…
5) (Değişik: 17/4/2008-5754/34 md.) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığı, … bağlanır.
…
b) Kısa vadeli sigorta kollarından;
…
4) (Değişik: 17/4/2008-5754/34 md.) Hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm gelirine hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak geliri,… bağlanır…”. Maddede “Bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda” uygulanacağı açıkça vurgulanmıştır. Başka bir anlatımla, birleşecek gelir ve aylıkların 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanmış olması gerekmektedir.
28. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin geçiş hükümlerini düzenleyen 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında; “7/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 8/2/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
29. Gelinen bu noktada belirtilmelidir ki; tüm modern sosyal güvenlik sistemlerinde yer alan ölüm sigortası, sigortalının yaşamını yitirmesi durumunda geride kalan ve hak sahibi olarak nitelendirilen (tanımlanan) kişilerin geleceklerini güvence altına almayı amaçlamaktadır.
30. Ölüm sigortasından aylık bağlama koşulları değerlendirilirken temel kural olarak hakkı doğuran ölüm tarihi itibarıyla yürürlükte olan yasal düzenlemenin uygulanması, bununla birlikte, Kanun koyucu tarafından daha sonra yapılan lehe yasal değişikliklerden de hak sahiplerinin faydalandırılması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2012 tarihli ve 2012/21-21 E., 2012/223 K., 25.04.2018 tarihli ve 2018/21-427 E., 2018/949 K. sayılı kararlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
31. Somut olayda; davacıya 5434 sayılı Kanun (5510 sayılı Kanun 4/1-c) kapsamında sigortalı iken 06.04.2014 tarihinde vefat eden eşinden dolayı ölüm aylığı bağlandığı ayrıca 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı iken 17.05.2002 tarihinde vefat eden babasından dolayı da 26.12.2014 tarihli talebine istinaden ölüm aylığı bağlandığı, Kurum tarafından “08.08.2001-02.08.2003 tarihleri arasında vefat eden 2926 sayılı sigortalıların hak sahibi kız çocuklarına aylık bağlanabilmesi için 3 tam yıl sigortalı olma şartı yanında herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi işte çalışıp çalışmadıklarına veya buralardan aylık veya gelir alıp almadıkları dikkate alındığında vefat eşinden ölüm aylığı aldığı” gerekçesiyle ve düzenlenen Kurum denetmen raporu doğrultusunda babasından aldığı ölüm aylığının iptal edilerek ödenen aylıkların borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
32. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgulara göre anılan yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; davacının babasının 01.10.2008 tarihinden önce vefat ettiği, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesine göre ölüm aylığının 1479 sayılı Kanun hükmüne göre bağlanacağı, babadan bağlanan aylığın 5510 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylık olmadığı, 5510 sayılı Kanun’un 54. maddesinde “Bu kanuna” göre bağlanacak aylıktan bahsedildiği için 5510 sayılı Kanun’un uygulanmayacağı, davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında (5510 sayılı Kanun 4/1-c) sigortalı eşi üzerinden ölüm aylığı aldığı, davacının babasının 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmasına karşın ölüm aylığı ile ilgili olarak yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda uygulanması gereken 1479 sayılı Kanun’a göre değerlendirme yapıldığında 1479 sayılı Kanun’un 46/2. maddesi hükmünün sadece 1479 sayılı Kanun’a göre hem kocadan hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması hâlinde uygulanacağı, aynı Kanun’un 45. maddesine göre bu kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan davacının babasından dolayı da ölüm aylığına hak kazandığının kabulü gerekmektedir.
33. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında hakkı doğuran olayın eşin ölüm tarihi olduğu, 5510 sayılı Kanun’un 35. maddesi gereği hak sahibi olma niteliğinin eşin ölüm tarihinden sonra kazanıldığından eşin ölüm tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerektiği, 5510 sayılı Kanun’un 34. ve 54. maddeleri gereği hak sahibinin tercihine göre ana/baba veya eşe ait dosyaların birinden aylık bağlanacağı gözetildiğinde Özel Daire kararında gösterilen nedenlerle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
34. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur.
35. Ne var ki, bozma nedenine göre Özel Dairece sair hususlara ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından davalı Kurumun bu yöndeki temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Direnme uygun bulunduğundan davalı … Kurumunun sair hususlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 07.12.2021 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.