YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12401
KARAR NO : 2012/10465
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan sanık … ve …’ın yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçtan görülen kamu davasının düşmesine dair … Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 25.04.2008 gün ve 2007/112 Esas, 2008/78 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
“Sanığın yararına olan hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet Savcısına bir hak vermez” şeklindeki CMK. 290. maddesi hükmü nazara alınarak, O Yer Cumhuriyet Savcısının düşürülmesine karar verilen sanıklar hakkındaki hükmü usul kurallarına aykırı davranıldığı gerekçesiyle yaptığı temyiz isteminin CMUK.nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 31.10.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında TCK 234/3 maddesine aykırılıktan açılan kamu davasında, mahkeme, şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar vermiş, yerel Cumhuriyet Savcılığı da şikâyetin şarta bağlı olması nedeniyle vazgeçmenin geçersiz olduğu bu nedenle düşme kararı verilemeyeceği istemiyle kararı temyiz etmiştir.
Dairemiz sayın çoğunluğu, CMK 290’a göre sanık lehine hukuk kurallarına aykırılık, sanık aleyhine hükmün bozdurulması için Cumhuriyet Savcısına hak vermez görüşü ile Cumhuriyet Savcısının temyizinin reddine karar vermiştir. Böylece Dairemizce, şikâyet ve şikâyetten vazgeçme düzenlemeleri sanık lehine hukuk kuralları olarak nitelenmiş ve bu nitelemeye göre Cumhuriyet Savcısının aleyhe temyiz istemi reddedilmiştir.
Ancak şikâyet ve şikâyetten vazgeçme müessesi hükümleri sadece sanıklar lehine konan kurallar değildir. Suçla bozulan toplumsal düzenin yeniden tesisi için mağdur veya müştekininde irade açıklamasına sonuç bağlanan bir düzenlemedir. Bu nedenlerle sadece sanıkla ilgili bir müessese olmayıp ceza muhakemesi hukukunun başka bir süjesi olan mağduru da ilgilendiren bir yönü de vardır. Bu nedenle sadece sanık lehine düzenleme olarak görülemez. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/6-189 Esas, 2007/188 Karar ve 2007/6-212 Esas, 2007/229 Karar sayılı iki ayrı ilamında şikâyete benzer nitelikteki uzlaşma kurumunu yanlış değerlendirme sonucu, şikâyet yokluğu nedeni ile davanın düşürülmesini temyiz eden Cumhuriyet Savcının temyiz isteğini CMUK 309 (CMK 290) maddesi hükümlerini gerekçe göstererek reddeden Daire kararlarını yerinde görmeyerek kaldırmış, uzlaşma düzenlemesinin sadece sanık lehine bir düzenleme olmadığı, mağduru ilgilendirdiği, bu nedenle kamu yararına Cumhuriyet Savcısına temyiz … verdiğini belirtmiştir. Hatta Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 1995/6-189 Esas, 1995/188 Karar sayılı ilamında daha ileri bir yorumla CMUK 135 maddesinde düzenlenen sanık haklarını hatırlatmadan alınan savunma üzerine verilen beraat kararının dahi Cumhuriyet Savcısının temyizine konu olabileceğini, zira CMUK 135 deki hakların sadece sanık lehine bir düzenleme olarak görülemeyeceği, bu hakların hatırlatılması düzenlemesi ile maddi gerçeğe ulaşma ve toplumsal düzenin temini hususlarının da dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. Sanık lehine kaidelere örnek olarak son sözün sorulmaması gibi hususlar gösterilmiştir.
Tüm bu hususlar YCGK.nın kararları ile birlikte gözetildiğinde Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin kabulü ile esas incelemesi yapılaması gerekirken, temyiz isteminin reddine karar verilmesi yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.