Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/3899 E. 2012/13464 K. 21.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3899
KARAR NO : 2012/13464
KARAR TARİHİ : 21.12.2012

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan sanık …’nın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan beraatine dair İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 10.03.2010 gün ve 2009/1179 Esas, 2010/256 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdure vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, suçtan zarar gören mağdure … ve zorunlu vekilinin sanıktan şikâyetçi olup cezalandırılmasını isteyerek ve mahkemece verilen hükmü de temyiz ederek açıkça katılma iradelerini ortaya koydukları, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı anlaşılmakla, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’ın katılan, zorunlu vekili Av. …’ın da katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilerek O Yer Cumhuriyet Savcısının yanında katılan mağdure vekilinin de temyizi üzerine yapılan incelemede;
Sanığın arkadaşı olan mağdurenin aşamalarda istikrar kaydeden beyanları bunu doğrulayan İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 28.07.2009 tarihli raporu, sanığın kaçamaklı savunması ve tüm dosya içeriğinden sanığın reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu işlediği sabit olduğu halde mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.12.2012 tarihinde oyçokluğuyla verildi.

KARŞI OY:

Mağdurun ve zorunlu vekilinin duruşmada şikayetçi olduklarına ilişkin beyanları karşısında mahkemece kendilerinden CMK.nın 238/2. maddesi gereğince davaya katılmak istemeyip istemedikleri sorularak, istemeleri halinde aynı Kanunun 238/3. maddesi hükmü uyarınca katılma isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerektiği halde, bu husus yerine getirilmediğinden hükmün bu nedenle bozulması gerekir. CMK.nın 237/2. maddesinde düzenlenen kanuni koşullar burada mevcut olmadığı gibi çoğunluk kararında belirtilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı, duruşmada katılma talebinde bulunan müşteki vekili ile ilgili bulunup, olayımızla doğrudan ilişkili değildir. Dosyamızda mağdure vekili, CMK.nın 260/1. maddesine dayanarak temyiz yoluna başvurmuştur.Yoksa bu hükmün, davaya katılma ile ilgili kurallar koyan yukarıda değinilen CMK.daki diğer hükümleri uygulama dışı bırakdığı düşünülemez. Mağdure vekilinin CMK.nın 260/1. maddesi uyarınca vâki temyizi üzerine hükmün, açıkladığımız nedenle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun 237/2. maddesini sanık aleyhine genişletir şekilde yorumlayarak vermiş olduğu davaya katılma ve hükmün bozulması kararlarına katılmıyoruz.