YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1905
KARAR NO : 2012/3999
KARAR TARİHİ : 05.04.2012
Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Düzce Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.10.2011 gün ve 2011/128 Esas 2011/223 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 28.03.2012 Çarşamba günü saat 13.30’a duruşma günü verilerek sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlanıldı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 11.04.2012 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Sanık hakkında mağdura yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan zamanaşımı süresi içinde kamu davası açılabilmesi, keza adli emanetteki eşyalar hakkında da mahkemece her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
… Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından sanık muayene edilerek verilen 30.12.2010 tarihli raporda, “sanığın, akli durumunun tespitine ilişkin sorulara verdiği mantıklı cevaplarla birlikte davaya konu fiilinin hukuki
anlam ve sonuçlarını algılayabileceği ve davranışlarını yönlendirme yeteneği bulunduğunun” belirtilmesi, sanığın, 06.12.2010 tarihinde müdafii huzuruyla kollukta alınan beyanında “yapmış olduğum olayın ne anlama geldiğini ve sonucunun da ne olduğunun farkındayım ve yaptığımı da kendi irademle yaptım” şeklinde anlatımda bulunmuş olması, sanığın aşamalardaki savunmalarının mantıksal örgüsü ve sanık müdafiin bu yöndeki talebinin mahkemece, yapılan gözleme dayanılarak yerinde gerekçeyle reddedilmiş olması hususları gözetildiğinde, sanığın ceza ehliyetinin tam olduğu noktasında kuşku bulunmadığından, tebliğnamedeki sanığın ceza ehliyetinin araştırılması gerektiğinden bahisle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, suçun niteliğine etkisi bakımından mağdurun nüfus kaydı getirtilmeden hüküm kurulması, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen bu kayıttaki bilgilerle mağdurun dosyadaki kimlik bilgileri uyumlu olduğundan, hüküm kurulurken uygulamanın doğrudan TCK.nın 102/2. maddesi ile başlatılması yerine aynı Kanunun 102/1. maddesi ile başlatılması da, devam eden tüm uygulamalar doğru yapılarak sonuç cezanın doğru olarak tayin edilmesi karşısında sonuca etkili görülmediğinden, bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 05.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
05.04.2012 tarihinde verilen iş bu karar 11.04.2012 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından …’ın hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.