YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/6832
KARAR NO : 2012/10435
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
Fuhuş suçlarından (2 kez) sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda; zincirleme şekilde fuhuş suçundan (1 kez) mahkûmiyetine dair … 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 12.03.2008 gün ve 2006/599 Esas, 2008/157 Karar sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Sanığın yokluğunda verilen kararın, sanığın yakalama emrine binaen … 2. Sulh Ceza Mahkemesince alınan 12.05.2007 günlü ifadesinde belirttiği en son adresi olan “… Mahallesi … Sokak Güllü Kuyu Sitesi 2B Blok No:… D….” yerine “… Mahallesi … Caddesi Ozan Apartmanı No:…” adresine 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakla, yapılan tebligatın geçerli olmaması nedeniyle sanığın temyiz isteğinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek gereği düşünüldü:
Fuhuş suçunun mağdur sayısınca iki kez oluşacağı ve mağdure Tuba için yapılan birden fazla aracılık nedeniyle TCK.nın 43. maddesi gereğince cezanın arttırılması gerektiği gözetilmemiş ise de bu hususlar karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 31.10.2012 tarihinde eleştiriye ilişkin olarak oyçokluğu, onama hususunda oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI GÖRÜŞ
765 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde 435. maddedeki fuhşa teşvik ve 436. maddesindeki fuhuş için kadın ticareti.
5237 sayılı TCK.nın yürürlüğe girmesinden sonra 227. maddesindeki fuhuş,
Suçları fuhşa sürüklenenlerin ve onları tedarik veya teşvik edenlerin bunu kazanç getiren bir iş olarak icra etmeleri sebebiyle bünyelerinde teselsülü de barındırmaları sonucu teselsül veya zincirleme suç hükümlerinin arttırım nedeni olarak bu suçlarda uygulanmayacağı yerleşmiş ve istikrar kazanmış yargısal kararlar olarak bugüne kadar uygulana gelmiştir.
Nitekim YCGK.nın 10.05.2005 gün 37/52 sayılı Kararında da “kendi içinde unsur olarak teselsülü barındıran suçlarda TCK.nın 80. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmadığı” vurgulanmıştır.
765 sayılı eski TCK.da suçlara sadece hapis cezası verilirken 5237 sayılı kanundaki düzenlemeye göre hapis cezası yanında adli para cezasına hükmedilmiştir. Bunun nedeni bu suçun işlenmesi suretiyle bir kazanç elde edilmesidir.
Buna ilaveten 227. maddenin 2. fıkrasının son cümlesinde “fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanmasının fuhşa teşvik sayılacağı belirtilmiştir.
5237 sayılı TCK.nın 6/1-i maddesinde ise “suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi” tanımı yapılmıştır.
Ayrıca 227. maddenin gerekçesinde, 2 Aralık 1949 tarihli “İnsan Ticaretinin ve Başkasının Fuhşunu Sömürmenin İlgasi Hakkındaki” Sözleşmede taraf devletlere fuhşa bir ticari kazanç aracı olarak, yani meslek olarak icrasını ve bunun şartlarını düzenleyen yürürlükteki mevzuatın ilga edilmesi de bir yükümlülük olarak tahmil edildiğinden söz edilerek fuhşun gelir getiren bir meslek olduğu açıklanmıştır.
Bu açıklamalara dayanılarak fuhuş suçlarında 43. maddenin uygulanması gerektiğine ilişkin, istikrar kazanmış yerleşik içtihatlarla bağdaşmayan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 31.10.2012