YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7485
KARAR NO : 2021/6880
KARAR TARİHİ : 17.11.2021
MAHKEMESİ : KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın istinafı üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine ilişkin olarak verilen karar, davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’ın raporu okundu, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, davalılardan kızı olan …’in ruhsal bunalıma girdiği dönemde kızına sahip çıkmak için davalıların yanına yerleştiğini, evdeki temizlik işlerini yaptığını, çocukları olduktan sonra çocuğa da baktığını, herhangi bir ücret de almadığını, davalıların kendisine (davacıya); “sen bizim yanımızda çalışıyorsun, bizim yanımızda çalışmaya torunlarına bakmaya devam et, üzerine kayıtlı bahçeyi de bize devret, bunun karşılığında biz sana doğalgazlı ev alalım” şeklinde vaatlerde bulunduklarını, bu hileli hareketler sonucunda maliki olduğu 234 ada 16 parsel sayılı taşınmazını satış yolu ile davalı kızına temlik ettiğini, onun da eşi olan diğer davalı …’e devrettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı …’e yapılan satışının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu taşınmaza ilişkin satış işlemlerinin resmi yolla ve bedeli karşılığında yapıldığını, davacının iddialarının doğru olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalı … aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı … aleyhine açılan davanın ise hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen kararın, Bölge Adliye Mahkemesince “ … davacı vekilince hilenin öğrenilme zamanı ile ilgili ileri sürülen maddi vakıanın, dolayısıyla hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin değerlendirilmesi bağlamında tüm delillerin toplanılması, davacı vekili tarafından 18/06/2019 tarihinde bildirilen tüm tanıkların dinlenmesi suretiyle açıklığa kavuşturulması, davanın süresinde açıldığı sonucuna varılması halinde yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde işin esasına girilmesi ve ayrıca davalılardan … ilk satışın tarafı olduğundan ve öncelikle hile iddiası adı geçen davalıya yöneltildiğinden pasif dava ehliyetinin bulunduğu dikkate alınarak bu davalı yönünden de değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş”, kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama neticesinde hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı istinaf talebinde bulunulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1.Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf talebi esastan reddedilmiş, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın reddine, vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; (eski 217 parsel) yeni 234 ada 16 parsel sayılı, 7.191.52 m2 yüzölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın tamamı davacı … adına kayıtlı iken 11.09.2007 tarihli satış işlemi ile davalı kızı …’ye temlik ettiği, … tarafından ise 23.07.2015 tarihinde satış yolu ile eşi olan diğer davalı …’ye devredildiği, davacının, davalıların bu tarlanın devredilmesi karşılığında kendisine yeni bir ev alacakları vaadinde bulundukları ve kendisini hileye uğrattıkları iddiasını ileri sürerek, tapu iptal ve tescil istemi ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun’un (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 39. (eski Borçlar Kanunu’nun 31. maddesi) maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin hileye maruz kalan kimsenin bunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, mağdurun öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınacağı belirgin olup; diğer tarafın öğrenmenin (ıttılaın) bu tarih değil de daha önce olduğunu iddia etmesi durumunda, bu iddiasını ispat zorunluluğunda olduğunda da kuşku bulunmamaktadır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1983 tarihli ve 1980/1-1846-397 sayılı kararında da aynı hususa işaret edilmiştir.
Somut olaya gelince, tüm dosya içeriği ve dinlenen tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde; davacının kızı ve damadı olan davalılar … ve …’in; davacıya “doğalgazlı ev alacaklarını” vaadederek iradesini fesada uğrattıkları ve bu suretle dava konusu taşınmazı temlik aldıkları anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17/11/2021 kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.