Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/6992 E. 2021/11727 K. 21.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6992
KARAR NO : 2021/11727
KARAR TARİHİ : 21.12.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, borca itiraz sebeplerini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği; İlk Derece Mahkemesi’nce muteriz borçlu tarafından borcun kabul edilmesi nedeniyle İİK’nın 170/a-son maddesi gereğince kambiyo vasfına ilişkin resen inceleme yapılmasına lüzum bulunmadığı belirtildikten sonra borca itirazın esastan reddine karar verildiği, karara karşı borçlu yanca istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce borçlunun istinaf talebinin esastan reddine hükmedildiği görülmektedir.
Takibe konu senetlerin tanzim tarihi itibariyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 776/1-f maddesi uyarınca; senette düzenlenme yerinin yazılı olması gereklidir. Aynı Kanun’un 777/4. maddesinde ise; düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Hukuk Genel Kurulu’nun 02.10.1996 gün ve 1996/12-590 sayılı kararında da benimsendiği üzere tanzim yeri olarak idari birim adının (kent, ilçe, …, köy gibi) yazılması zorunlu ve yeterlidir.
Öte yandan, keşide yeri unsuru bulunmayan dayanak belge bono olarak kabul edilemeyeceğinden, TTK’nın 776/1-f maddesinde öngörülen koşulu taşımayan bu belgeye dayanarak borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılması da mümkün değildir.
İİK’nın 170/a-2. maddesine göre; ”İcra mahkemesi müddetinde yapılan şikayet veya itiraz dolayısıyla, usulü dairesinde kendisine intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunmadığı husularını re’ sen nazara alarak bu fasla göre yapılan takibi iptal edebilir.”
Somut olayda, takip konusu senetlerden 05.01.2016 tanzim, 08.5.2017 vade tarihli ve 300.000,00 TL tutarlı olan senette tanzim yeri bulunmadığı görülmektedir. İlk Derece Mahkemesi’nin, borçlunun senedin ödendiğine ilişkin beyanı nedeniyle, İİK’nın 170/a-son maddesi gereğince resen inceleme yapılmadığına dair gerekçesi, borçlu avalistin kendisince yapılan bir ödeme defi ileri sürmeyip keşideci tarafından borcun ödendiğini beyan etmesi karşısında, burada İİK’nın 170/a-son maddesinin uygulanma yeri olmadığı nazara alınarak, yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, takip dayanağı 05.01.2016 tanzim, 08.5.2017 vade tarihli ve 300.000,00 TL tutarlı olan senette tanzim yeri bulunmadığından, mahkemece bu senede münhasır olarak İİK’nın 170/a maddesi gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin tümden reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 22.3.2021 tarih ve 2020/650 E.- 2021/580 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 03.12.2019 tarih ve 2018/554 E -2019/1019 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 21/12/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.