Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/43 E. 2011/85 K. 19.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/43
KARAR NO : 2011/85
KARAR TARİHİ : 19.07.2011

Ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılanması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.02.2009 gün ve 2008/243 Esas, 2009/104 Karar sayılı cinsel istismar suçu yönünden re’sen de temyize tâbi hükümlerin süresi içinde O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve incelemenin de duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 14.07.2011 Perşembe saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekaletnameye dayanarak sanık adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükümlerin BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşma 21.07.2011 Perşembe günü saat 13.30.’a bırakılmıştı.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Mağdurenin başvuru dilekçesi ile aşamalardaki anlatımları, telefon görüşme listeleri, tanık beyanları ve dosya içeriğine göre; mağdurenin, sanıkla 3-4 ay duygusal arkadaşlık yaptığı, onun arabasıyla birlikte gezdikleri, evine gidip film izledikleri, sanığa onu sevdiğini ifade eden mesajlar attığının anlaşılması; cinsel istismar eylemlerini hiç kimseye anlatıp şikâyetçi olmaması; ilk ilişkiden sonra birlikteliklerini devam ettirmesi ve olaydan yaklaşık üç ay sonra sanık hakkında mağdure ve ailesine yönelik tehdit suçunu işlediği iddiası ile görülen başka bir davanın duruşmasında ilk defa dile getirmesiyle olayın ortaya çıktığının anlaşılmasına göre, cinsel istismar eylemlerinin tehditle yapıldığı hususunda mağdurenin şüphe doğuran anlatımları dışında kesin ve inandırıcı başkaca da delil elde edilemeyip eylemlerin rızaya dayalı olarak işlendiği anlaşılmıştır. TCK.nun 26/2. maddesinin “kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” hükmü karşısında suç tarihinde 17 yaşı içinde olduğu anlaşılan mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldığı iddia edilen sanığın aynı Kanunun 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceği, rızanın fiili hukuka uygun hale getirdiği dikkate alınarak sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinin ve mağdurenin rızasıyla organ sokmak suretiyle gerçekleştirilen eylemlerinin ise, reşit olmayanla cinsel ilişkide bulunma suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Suç tarihinde 17 yaşında olan mağdureye yönelik tehdidin suçun unsuru olması nedeniyle sanık hakkında uygulama olanağı bulunmayan ve aynı zamanda iddianame ile tatbiki istenilmemiş olan TCK.nun 103/4. maddesinin ek savunma hakkı da tanınmadan uygulanması,
Adli Tıp Kurumu Kanununun 7. ve 23. maddeleri gereği usulüne uygun teşekkül etmeyen ihtisas kurulu tarafından düzenlenen, atılı suçtan farklı olarak ‘ölümle tehdit, korku, kaygı ve panik yaratmak amacıyla havaya silahla ateş etmek’ suçu sonucu mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna dair rapora dayanılarak karar verilmesi,
Ayrıntıları, Yargıtay CGK.nın 29.06.2010 gün ve 2010/110 Esas, 2010/161 sayılı kararında açıklandığı üzere, sanığın mağdureyi aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda hürriyetinden yoksun bıraktığının anlaşılması karşısında bu suçtan kurulan hükümde sanık hakkında TCK.nun 43/1. maddesi ile artırım yapılmaması,
Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısı ve sanık müdafiin temyiz itirazları ve sanık müdafiin duruşma sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, nitelikli cinsel istismar suçu yönünden re’sen de temyize tâbi hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.02.2009 gün ve 2008/243 dosya nolu YAKALAMA EMRİ MÜZEKKERESİNİN KALDIRILMASINA, mahalline ivedi iletilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 19.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
19.07.2011 tarihinde verilen iş bu karar 21.07.2011 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından …’ın hazır olduğu halde sanık müdafin gıyabında tefhim olundu.