YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11491
KARAR NO : 2021/11171
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 101 ada 12, 13, 14, 30, 31, 36, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 50, 51, 122, 123, 124, 125 ve 126 parsel sayılı sırasıyla 2.407, 1.204, 2.207, 4.012, 4.915, 9.027, 4.112, 3.812, 3.009, 3.009, 1.906, 1.204, 11.368, 4.886, 4.687, 2.992, 9.673, 11.468, 21.838, 2.307, 1.895, 2.094, 3.390 ve 9.473 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 101 ada 12 parsel tapu kaydı ve vergi kaydı kapsamında olup şahsa yazılamayacağından; 101 ada 30 ve 31 parseller vergi kaydı ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, 44, 46, 47, 48, 50, 51 parseller devletin hüküm ve tasarrufu altında olup Rumlardan devlete intikal ettiği belirtilerek, 122, 123, 124, 125 ve 126 parseller sırayla 40, 41, 42, 43 ve 45 parsellere uygulanan kayıt miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde 101 ada 30, 31, 50 ve 51 parsellerin … ve … zilyetliğinde olduğu, 44 parselin …, 46 parselin …, 47 ve 48 parsellerin …, 122, 123, 124 ve 125 parsellerin … evlatları …, …, …, …, … karısı … ve … oğlu … mirasçıları, 126 parselin … evladı … ve …, evlatları …, …, …, …, … kızı …, … ve … zilyetliğinde bulunduğu belirtilmiş; 101 ada 13, 14, 36, 38, 39, 40, 41, 42, 43 parseller tapu kaydı, vergi kaydı ve zilyetlik, 45 parsel tapu kaydı ve zilyetlik nedeniyle … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacılar … ve …, mahkeme kararı, tapu kaydı, irsen intikal, satış ve zilyetliğe dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile çekişmeli taşınmazların 3/4 hissesinin eşit olarak adlarına, 1/4 hissenin de … adına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, temyize konu 101 ada 12, 13, 14, 30, 31, 36, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46. 47, 48, 50, 51, 122, 123, 124, 125 ve 126 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 3/8 payın davacı …, 3/8 payın davacı …, 2/8 payın … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 101 ada 13, 14, 36, 38, 39, 40, 41, 42, 43 ve 45 parsel sayılı taşınmazların tespit maliklerinden … oğulları …, …, …, … çocukları …, …, … ve …, … eşi … ve … oğlu …’in yargılama sırasında mahkemece yalnız isimleri belirtilmek suretiyle Nüfus Müdürlüğünden sorulup, kolluk araştırması yaptırıldığı ve isimlerinden başka bir bilgi bulunmadığından kimlik bilgilerine ulaşılamadığı, bunun neticesinde de kendilerine ilanen tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bu kişiler karar başlığında taraf olarak gösterilmemiş ve aleyhlerine verilen karar da kendilerine tebliğ edilmemiştir. Bu haliyle davada, taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Dava konusu 101 ada 13, 14 ve 36 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine esas tapu kaydı ve tedavülleri incelendiğinde, davacılarla bu şahısların çoğunun aynı kökten yani … oğlu …’ten geldikleri, davacıların kök kayıt maliki … oğlu …’in oğlu …’nın mirasçılarından oldukları, tespit malikleri …, …, … ve …’in … oğlu …’in çocukları, … ve …’in ise … oğlu …’in oğlu …’in eşi ve oğlu olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece dayanak tapu kayıtlarındaki bu bilgilerden yola çıkılarak Nüfus Müdürlüğü’nden ve kolluktan etraflıca araştırma yapılması ve bu şekilde açık kimlik bilgilerine ulaşılmaya çalışılması gerekirken, bu husus gözden kaçırılmıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, belirtildiği şekilde dayanak tapu kaydının tedavüllerinden faydalanılarak anılan tespit maliklerinin kimlik bilgilerine ulaşılmaya çalışılmalı, kim oldukları tespit edilebildiği takdirde nüfus kayıtları dosya içerisine getirtilerek kendilerine, ölü iseler mirasçılarına usulünce duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, tüm araştırmalara rağmen kendilerine ulaşılamazsa 4721 sayılı TMK’nin 427/1. maddesinde; “Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse kendisine vesayet makamınca yönetim kayyımı atanır” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kayyım atanması için dava açmak üzere davacı tarafa yetki ve süre verilmeli, bundan sonra vesayet makamınca atanan kayyım usulünce davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmalı ve akabinde işin esasına girilip toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde araştırma yapılmadan ve yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; …’ın usulünce açılmış bir davası veya davaya müdahalesi bulunmadığı halde lehine tescil hükmü kurulması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, dava konusu edilen tüm parseller için aynı delillere dayanılarak dava açıldığı ve delillerin tüm parseller hakkında birlikte incelenmesi gerektiği de gözönünde bulundurularak bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,11.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.