YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26019
KARAR NO : 2014/24133
KARAR TARİHİ : 08.07.2014
Tehdit suçundan sanık …’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188/1 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri gereğince, 1.526.523.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/12/2004 tarih ve 2003/951 esas, 2004/1308 sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine, 01/06/2005 tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi nedeniyle yeniden değerlendirme yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca dosyanın iadesini müteakip, sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı Kanuna göre daha lehe olduğundan aynen muhafazasına, ancak para cezasının 5083 sayılı Kanun’a göre 216 yeni Türk lirası adlî para cezasına dönüştürülmesine, hapis cezasının bu yasa hükümleri dikkate alınarak günlüğü 6 yeni Türk lirasından paraya çevrilerek ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 72. maddesi gereğince toplanarak neticeten 1.296 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 09/05/2006 tarih ve 2006/142 esas, 2006/269 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.07.2013 gün ve 231940 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, lehe kanun değerlendirmesi yapılması için dosyanın mahkemesine iade edilmesi üzerine, denetime olanak verecek biçimde yeniden hüküm kurulması gerekirken, önceki karara atıf yapılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/12/2004 tarihli kararıyla 1.526.523.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, temyiz edilen kararın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerine göre yeniden değerlendirilmesi amacıyla 19.12.2005 tarihinde iade edilmesi üzerine, mahkemesince duruşma açılarak 09.05.2006 tarihinde yeniden mahkumiyet kararı verildiği, ancak kararda eski yasa hükümleri lehe olduğundan önceki kararın değiştirilmesine yer olmadığına ve 5083 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak para cezalarının yeniden belirlenmesi biçiminde hüküm kurulduğu, sanık ve müdafiinin yüzüne karşı verilen bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, infaz aşamasında kanun yararına bozma yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
01.06.2005 tarihinden önce verilen ve temyiz incelemesi için gönderildiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesi uyarınca mahkemesine iade edilen dosya ile ilgili, yeniden kurulan hükmün hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.06.2006 gün ve 174-170 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; iade tarihinde yürürlükte bulunan 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, 01.06.2005 tarihinden önce ilk derece mahkemelerince verilen hükümlerin temyiz edilmesi halinde, lehe yasanın uygulanması yönünde mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği açıkça anlaşılanları doğrudan mahkemesine iade yetkisi verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade işlemi, temyiz sürecini sonlandıran, önceki hükmü ıslah ve değiştirme de dahil olmak üzere mahkemeye yeniden bir hüküm tesis etme yetki ve ödevini veren yeni bir süreci harekete geçirmektedir. İade kararı yerel mahkemece benimsenip duruşma açıldığında, artık önceki hüküm varlığını yitirmiş olacak ve yeniden hüküm verme zorunluluğu doğacaktır. Sonraki hükmün önceki ile aynı olması, bunun yeni bir hüküm olma özelliğini ortadan kaldırmaz. Zira duruşma açılmasıyla birlikte mahkeme öncekinden bağımsız ve yeni bir hüküm verme olanağına sahip olmaktadır.
İnceleme konusu somut olayda; Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/12/2004 tarihli mahkumiyet kararının temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerine göre yeniden değerlendirme yapılması için dosyanın iade edildiği, mahkemece iade kararı benimsenerek yeniden duruşma açıldığı, ancak 09.05.2006 tarihinde açıklanan yeni kararda, önceki yasal düzenlemelerin sanık lehine olması nedeniyle ilk kararın değiştirilmesine yer olmadığına karar verilerek, 5083 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek para cezalarının yeniden belirlendiği görülmektedir.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen Ceza Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesi uyarınca yaptığı iade işleminin, bozma kararı niteliğinde olması karşısında, önceki hükmün hukuken ortadan kalktığı gözetilerek, yeniden hüküm kurulması gerekirken, önceki hükümden hareketle para cezalarının değiştirilmesine dair verilen sonraki hükmün, yasal unsurları taşımadığı ve infazda tereddüt oluşturacağı belirlendiğinden, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden
1-Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/05/2006 tarih ve 2006/142 esas, 2006/269 sayılı kararının kanun yararına BOZULMASINA,
2-5271 sayılı CMK’nın 309/4-b maddesi uyarınca bozma doğrultusunda karar verilmek üzere müteakip işlemlerin Mahkemesince yerine getirilmesine, 08.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.