Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/4594 E. 2012/10463 K. 31.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4594
KARAR NO : 2012/10463
KARAR TARİHİ : 31.10.2012

Suçu bildirmeme suçundan sanık … …ım ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’in yapılan yargılamaları sonunda; atılı suçlardan beraatlerine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.06.2007 gün ve 2007/58 Esas, 2007/120 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 31.10.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Mağdure, Babaeski ilçesinde annesi yanında yaşayan, suç tarihine göre 14 yaş 6 ay 16 günlük olan bir çocuktur. Annesi ile tartışan mağdure arkadaşından gitarını almak için Lüleburgaz’a gitmiştir. Lüleburgaz da iken de telefonda yine annesi ile tartışan mağdure telefonlarını da kapatmıştır. Mağdure daha önce çalıştığı Kipa’daki İcemar isimli işyerine gitmiş, orada işyerinden şefinin arkadaşı olan 24 yaşındaki sanık … ile tanışmıştır.
Sanık …’ın mağdureye arkadaşı … ile tanıştırmak istediğini söylediği, yine … isimli arkadaşına telefon açtığı, … ve …’ın gelmesiyle dördü birlikte Joy Bar isimli bara gittikleri, geceleyin saat 03.00’e kadar orada kaldıkları, barda iken mağdurenin 4 tane bira içtiği, bar çıkışı önce köfteciye, sonra …’ın bağ evine uğradıkları, sanık … ve arkadaşı …’ın saat 05.00 sularında … ile mağdureyi …’ın evine bırakıp ayrıldıkları, mağdurenin geceleyin sanık …’ın evinde kaldığı, saat 14.00 sularında kalkarak birlikte çarşıya çıktıkları, kızı eve dönmeyen müşteki annenin kolluğa müracaatı üzerine sanık … ile mağdurenin saat 19.30 sularında çarşı içinde görülüp, karakola götürülmelerini müteakip mağdurenin aldırılan kızlık raporunda taze yırtık olduğu tespit edilmiştir. Sanıklardan … hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı, sanık … hakkında suçu bildirmeme suçlarından açılan davada ise sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir.
Mağdure …’ın olayın oluş şekline ilişkin çelişmeyen beyanlarında, sanık …’ın barda alkol kullanmadığını, kendisinin dört bira içtiğini, geceleyin bar çıkışı sanık …’ın tadı acı olan kahverengi bir sakız verdiğini, ayıp olmasın diye 10-15 dakika kadar çiğnediğini ve attığını, bundan sonra kendisini daha kötü hissetmeye başladığını, arabada giderken … ile birlikte arkada oturduklarını ve …’ın saçlarını okşayıp öptüğünü, kendisinin …’ı ittiğini, yine yolda araba ile eve giderlerken …’ın telefonda … isimli biri ile görüşerek gece eve gelmemesini istediğini, sanık …’ın evine vardıklarında gördüğü şırıngalardan ve …’ın konuşmalarından eroin kullandığını öğrendiğini, yine … ile konuşmalarında …’dan başka … isimli bir erkek arkadaşının daha olduğunu geceleyin onun gelebileceğini söylediğinden uyumadan önce kapının açılma sesinin onun gelmesi olarak düşündüğünü, sabahleyin uyandığında kilotunda kan gördüğünü, ırzına geçildiğini anlayamadığını beyan etmiştir.
Mağdure kendisine tecavüz edilmesi ile ilgili olarak, kollukta kendisine kimin tecavüz ettiğini çok sarhoş olduğundan ve alkollü veya uyuşturucu olduğunu tahmin ettiği sakızdan etkilendiğinden hatırlayamadığını söylemiş, ancak savcılık ifadesinde yüzünü tam olarak hatırlamamakla birlikte üzerindeki şahsın … olduğunu gördüğünü, mahkemede ise bu şahsın … olduğundan emin olduğunu ifade etmiştir. 14 yaşında olan yaşına göre ileri derecede alkol almış ve yine beyanına göre kendisini etkileyen bir sakız çiğnetilmiş olan ve tam olarak kendinde olmayan mağdurenin kolluktaki ifadesinde, her hangi bir neden veya saikle sanık …’dan bahsetmemiş olması savcılık ve mahkeme ifadelerinin doğru olmadığını göstermez.
Gelişen olaylar ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tanık …’ın mahkemedeki “…’ı daha önceden tanımıyordum… sadece …’ın arkadaşları ona mesaj çekmişler ve …’ın evden kaçtığını söylemişler.” şeklindeki beyanı, evden kaçan küçük bir kız olgusunun arkadaşlar arasında paylaşılmış olması, 24 yaşındaki sanık …’ın evden ayrıldığını öğrendiği bu kıza özel ilgi göstererek yakınlık kurması, dayısı evine gitmek isteyen mağdureyi oyalayarak bara götürmesi, kendisi alkol almadığı halde mağdurenin dört bira içmesine imkan sağlaması, şüpheli bir sakızı mağdureye vermesi, evinde kalınan sanık …’ın yolda ev arkadaşı olduğu anlaşılan … adlı birini arayarak eve gelmemesini istemesi, sanık …’ın mağdureye geceleyin … isimli arkadaşının gelebileceğini söyleyip daha sonra anahtarla kapı açılması sesini mağdurenin … olduğu düşüncesiyle önemsememesi, böyle bir durumda eve gelen kişinin kim olduğunun sanık … tarafından bilinmemesinin mümkün olmaması, mağdurenin kızlığının o gece, o evde bozulduğu gerçeği, yorgun ve ileri derece alkollü mağdurenin net bir şekilde olayı hatırlamamasının mümkün olması, mağdurenin kolluk sonrası aşamalarda tecavüz edenin sanık … olduğunu ifade etmesi, mağdure anlatımına göre ertesi gün sanık …’ın ilişkiye girip girmediğini sorması, hayır deyince memnuniyet göstermesi, keza Antalya’ya gitme teklifinde bulunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde gündüz boyunca mağdurenin peşinde olan sanık …’ın sanık …’ın yardımıyla mağdurenin ırzına geçtiği, sanık …’ında yardım eden olduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu deliller ışığında sanık …’ın nitelikli cinsel saldırı, sanık …’ın da ek savunması alınarak cinsel saldırıya yardım etme suçundan cezalandırılmaları gerekmektedir.
Bu kanaatte olunmadığı takdirde en azından geceleyin evde olmadığını ve eve gelmediğini beyan eden sanık …’ın HTS raporlarının getirtilmesi, bunun tespit edilmemesi halinde ise o evden suç saatlerinde sinyal veren telefonların tespiti ile bir sonuca varılması için eksik soruşturma nedeniyle kararın bozulması gerekir.
Keza 15 yaşından küçük çocuğun rızası ile de olsa alıkonulması TCK.nın 109/1 deki suçu oluşturacağından bu yönlerden de ek savunma alınarak sanıkların bu suçtan da cezalandırılması gerektiğinden yerel mahkeme kararının bozulması gerekmektedir.
Yukarıda açıkladığım gerekçelerden dolayı bozma yerine onama şeklindeki dairemiz sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.