Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2018/846 E. 2021/1489 K. 23.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/846
KARAR NO : 2021/1489
KARAR TARİHİ : 23.11.2021

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 2. Tüketici Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili; müvekkilinin garanti süresi içinde ikinci el olarak satın aldığı aracın üretim hatasından dolayı sık sık arızalandığını ileri sürerek araçtaki gizli ayıp nedeniyle terditli olarak satış sözleşmesinden dönme ve satış bedelinin işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, bu mümkün olmadığı takdirde ise ayıplı aracın davalı tarafından ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevabı:
5. Davalı vekili; davanın iki yıllık zamanaşımı dolduktan sonra açılmış olması nedeniyle öncelikle bu nedenden dolayı reddini, dava konusu araçta üretim hatası bulunmaması nedeniyle de esastan reddini savunmuştur.
Direnmeye Kadar Olan Yargılama Süreci:
6. İstanbul 2. Tüketici Mahkemesinin 04.06.2008 tarihli ve 2008/86 E., 2008/399 K. sayılı kararı ile; araçta üretimden kaynaklanan gizli ayıp olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu aracın davalıya iadesine, davacının araç için ödemiş olduğu toplam 44.405 Euro’nun kararın kesinleşmesini, müteakip aracın davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiş; hükmün her iki taraf vekilince temyizi üzerine, Özel Dairece karar onanmış, yine her iki taraf vekilinin karar düzeltme talebi üzerine bu defa Özel Dairenin 18.02.2010 tarihli ve 2009/11188 E., 2010/2072 K. sayılı kararı ile; karar düzeltme isteminin kabulü ile faizin kararın kesinleşmesini müteakip değil de aracın iade tarihinden itibaren işlemesi gerektiği yönünden davacı yararına, dosyaya ibraz edilen faturadaki araç bedelinin Euro mu yoksa TL olarak mı ödendiği hususunun araştırılması yönünden de davalı yararına bozulmasına, sair karar düzeltme itirazlarının ise reddi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
7. Mahkemenin 03.11.2010 tarihli ve 2010/615 E., 2010/755 K. sayılı kararıyla; bozma kararına uyulmasıyla birlikte, aracı davalıdan satın alan ilk malikin ödediği bedelin değil davacının ödediği bedelin iadesi gerektiği gerekçesiyle, temin edilen satış sözleşmesine göre 68.177TL’nin aracın davalıya teslim tarihinden işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükmün davacı vekilince temyizi üzerine Özel Dairenin 05.12.2011 tarihli ve 2011/2252 E., 2011/18008 K. sayılı kararı ile; mahkemece bozma kararına uyulduğu hâlde bozma kararında işaret edilen satış bedelinin dava dışı Burcu Sönmez’in ödediği bedel olmasına rağmen, davacının dava dışı Burcu Sönmez’e ödediği bedele hükmedildiği, mahkemece bozma kararına yanlış anlam verildiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Mahkemenin Direnmeye Esas Kararı:
8. Mahkemenin 16.01.2013 tarihli ve 2012/1278 E., 2013/8 K. sayılı kararıyla; bozma kararına uyulduğu belirtilerek davanın kabulü ile davalıya teslim edildiği anlaşılan aracın indirimli satış bedeli olarak faturada belirtilen 43.846 Euro’nun aracın teslim tarihinden itibaren hesaplanacak (devlet bankalarının Euro’ya uyguladığı en yüksek mevduat faizi) faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Özel Dairenin Direnilen Bozma Kararı:
9. Yerel Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
10. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 20.10.2014 tarihli ve 2013/30309 E., 2014/32241 K. sayılı kararı ile;
“…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dairemize ait 18.02.2010 tarih, 2009/11188 E, 2010/2072 K. sayılı ilk bozma kararında vurgulandığı üzere; dosyaya ibraz edilen faturada araç bedeli olarak 43.846 Euro karşılığı 72.785 TL yazılı olduğu anlaşılmakta olup, mahkemece, araç için ödenen fatura bedelinin ne miktar olduğu Euro’mu yoksa TL’mi olarak mı ödendiği hususunun mahkemece araştırılarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu husus araştırılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
11. Mahkemenin 06.10.2016 tarihli ve 2016/638 E., 2016/1594 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, dava konusu aracın satış faturasının davalı tarafından Euro olarak faturalandırılmış olduğu, fatura üzerindeki TL ibaresinin Vergi Usulü Kanunu açısından zorunlu olarak belirtildiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
12. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
13. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece fatura üzerindeki Euro bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilen eldeki davada, araç için ödenen fatura bedelinin ne olduğu, ödemenin Euro mu yoksa TL olarak mı yapıldığı hususunun ayrıca araştırılmasının ve sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
14. Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili yasal düzenlemenin kısaca açıklanması gerekmektedir.
15. Şirketler birçok farklı nedenle yabancı para birimi ile fatura düzenlemektedirler. Yabancı para birimi ile fatura düzenlemesi konusundaki temel düzenleme 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 215. maddesinde bulunmaktadır. VUK’nun 215/2-a maddesinde;
“Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.”
şeklinde hüküm bulunmaktadır.
16. Madde metninden de anlaşılacağı üzere temel kural faturaların Türk parası olarak düzenlenmesi olmakla birlikte, Türk parası karşılığı gösterilmek suretiyle, yabancı para birimine göre de düzenlenmesi mümkündür. Ancak yurtdışındaki müşteriler adına düzenlenen faturalarda Türk parası karşılığının gösterilme zorunluluğu yoktur. Bu tür faturalar yalnızca yabancı para birimi ile düzenlenebilirler.
17. Yabancı para birimine göre düzenlenen faturalarda yalnızca işlem tarihindeki kurun faturada gösterilmesi yeterli değildir. 385 no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca yurt içindeki müşteriler adına yabancı para birimine göre düzenlenen faturalarda, yabancı para birimi tutarı ve Türk para birimi tutarı yer almak zorundadır. Bu nedenle yurt içindeki müşterilere yabancı para birimi üzerinden fatura düzenlenmesi durumunda söz konusu faturada işlem tarihindeki döviz kurunun ve faturanın Türk parası karşılığının da faturada açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
18. Bununla birlikte döviz karşılığı gösterilmeksizin düzenlenmiş faturalar geçersiz ya da hiç düzenlenmemiş sayılmaz. Fatura muhatabının (faturayı kabul edenin) hiçbir cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu durumda sorumluluk faturayı düzenleyen satıcı firmaya ait olmaktadır.
19. Yabancı para birimi kullanılarak düzenlenen faturaların Türk Lirasına çevrilmesinde kullanılacak kur faturanın düzenlendiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru olmalıdır. Faturalar bu kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek muhasebe kayıtlarına alınmalıdır. Gerek alıcı gerekse satıcı düzenlenen faturayı bu kur üzerinden hesaplanan TL karşılıkları ile muhasebe kayıtlarına almalıdır. Ancak ödeme faturalarda belirtilen döviz cinsinden yapılabileceği gibi, taraflar arasındaki anlaşmaya bağlı olarak ödeme gününde geçerli olan kur (döviz alış, döviz satış) üzerinden hesaplanan TL karşılığı olarak da yapılabilir.
20. Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık irdelendiğinde; davaya konu ayıplı olduğu tespit edilen aracın davalıya ödenen bedelinin fatura üzerinde gösterilen hangi para cinsi ile ödendiği hususu önem arzetmektedir. Dosya kapsamı itibariyle hükme esas alınması gerektiği hususu kesinleşmiş olan, alıcısı Burcu Sönmez olarak görünen 17.06.2005 tarihli fatura bedeli nakit yekûn olarak 44.405 Euro, indirimlerle birlikte 43.846,43 Euro, Türk parası cinsiyle 72.785,09TL (Euro kur: 1.66000) olarak gösterilmiştir. Bu durumda, faturanın aslında yabancı para cinsiyle hazırlandığı, ödemenin de bu şekilde yapıldığı ancak VUK gereği faturada Türk parası cinsinin de gösterildiği son derece açıktır. Bu durum ile dosyanın geldiği aşama da dikkate alındığında ödemenin nasıl yapıldığının yeniden araştırılması için kararın bozulması sonuca etkili olamayacaktır.
21. O hâlde; usul ve yasaya uygun olan direnme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,

Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.