YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9086
KARAR NO : 2012/8541
KARAR TARİHİ : 18.09.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ile ırz ve namusa tasaddide bulunma suçlarından sanık … ve suçu bildirmeme suçundan sanık …’in yapılan yargılamaları sonunda; … hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine, …’in atılı suçtan beraatine dair Ünye Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 02.03.2012 gün ve 2010/22 Esas, 2012/53 Karar sayılı, sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden re’sen de temyize tâbi hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi katılan vekili ve mağdure vekili ile sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Kovuşturma aşamasında sanıktan şikâyetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini belirtip kamu davasına katılmayan mağdure …’ın vekilinin mağdure …’a yönelik ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hükmü temyiz … bulunmadığı ve yine katılan …’ın sanık …’ın üzerine atılı suçu bildirmeme suçundan doğrudan zarar görmemiş olması nedeniyle vekilinin bu sanık hakkında kurulan hükmü temyiz … bulunmadığından temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle; incelemenin, katılan vekili ve sanık müdafiin sanık … hakkında mağdure Gülay’a yönelik beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik temyizleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluş ve kabule göre, sanığın eylemini öz kızına karşı velâyet hakkını kötüye kullanarak gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, hakkında TCK.nın 53/5. maddesi gereğince cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar velâyet hakkının kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, re’sen de temyize tâbi olan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.