Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/5226 E. 2021/10694 K. 25.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5226
KARAR NO : 2021/10694
KARAR TARİHİ : 25.11.2021

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçlunun ödeme emri tebligatındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği şikayetinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince; şikayetin reddine karar verildiği, borçlu mirasçılarının istinaf yoluna başvurması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne, ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verildiği görülmüştür.
Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği, tebliğ belgesindeki işlemin aksinin iddia edilmesi halinde bunun tahkik şeklini ve yöntemini göstermemiştir. Hâkim, her somut olayın özelliğini, cereyan şeklini, gerçekleşen maddi olguları en ufak ayrıntılarına kadar gözönünde bulundurup iddiayı tahkik etmelidir. Dairemizin süregelen yerleşmiş uygulaması, Hukuk Genel Kurulu’nun 07.04.1982 tarih ve 1377-337 sayılı kararında öngörülen yukarıdaki ilkeye uygun biçimde devam etmektedir.
Öte yandan, şikayetin, maddi vakıalara dayalı olarak ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yönelik olması durumunda, bu iddia mahkemede her türlü delille ispat edilebilir (HGK. nun 2003/12-600 E. – 2003/606 K. sayılı kararı).
Somut olayda, ödeme emri tabligatının, “muhatabın adresinde bizzat tebliğ edildi” şerhi ile 17/11/2017 tarihinde borçlunun imzasına tebliğ edildiği, Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen 01/10/2018 tarihli raporda “… imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği ”, icra mahkemesince itirazlar üzerine dosyanın Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği’ ne gönderildiği, 07/02/2019 tarihli raporda, “imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda bir kanaat bildirmek mümkün olamamıştır ” şeklinde görüş bildirildiği; mahkemece bu raporlar esas alınarak ispat yükü üzerinde bulunan davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği, kararın borçlu mirasçıları tarafından istinaf edilmesi üzerine, bölge adliye mahkemesi’nce tebliğ mazbatasındaki imzaya itiraz halinde tebliğ işlemininin borçlu tarafından gerçekleştirilmediği, alınan raporlarda da imzanın borçluya ait olduğu yönünde kesin kanaat bildirilmediği, ispat yükü borçluda olsa da raporların borçlu aleyhine değerlendirilmemesi gerektiğinden bahisle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının

kaldırılarak şikayetin kabulü ile ödeme emri tebliğ tarihinin 04/12/2017 olarak üzeltilmesine ve takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları gözönüne alınarak, ödeme emri tebligat parçasındaki imzanın borçluya ait olmadığının, bu iddiayı ileri süren borçlu tarafça ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
O halde ilk derece mahkemesince tebliğ imzasının kendisine ait olmadığı iddiasının, ispat yükü üzerinde olan borçlu tarafça ispatlanamadığından bahisle şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-1 maddesi uyarınca borçlu mirasçılarının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 17/03/2021 tarih ve 2019/2602 E. – 2021/684 K.sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.