Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/7564 E. 2021/15254 K. 01.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7564
KARAR NO : 2021/15254
KARAR TARİHİ : 01.12.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, sigorta başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine ilâmında belirtildiği şekilde davanın davalılardan Kurum yönünden kabulüne, davalı … yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Talebe konu 01.05.1981 tarihinde 13 yaşında olan 12.01.1968 doğumlu davacı, işe giriş bildirgesine istinaden sigorta başlangıç tarihinin 01.05.1981 oluğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Dairemizin 24.10.2017 tarihli 2017/3856Esas-2017/7178Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere:
“Davanın yasal dayanağını 5510 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanunun 79/10 ve 108’inci maddeleri oluşturmaktadır. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca 18.02.2016 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere anılan 506 sayılı Kanunun 60/G maddesinde “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür. Maddedeki “malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanlar” sözcüklerinin, sigortalılar yararına bir yorumla, tabi olması gerekenleri de kapsadığının kabulü gerekir. Öte yandan, aynı kanunun Geçici 54’üncü maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunanlar için bu maddenin yani 18 yaş sınırının uygulanmayacağı belirtilmiştir.”
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alındığında dosyaya ilişkin bozma ilamına uyulmasına rağmen gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Zira öncelikle davacının fiili çalışma olgusunun yöntemince ve eksiksiz araştırılması, fiili çalışmanın tereddütsüz şekilde ortaya konması gerekmektedir. 1981/3 dönem bordrolarında ismi geçen ve dava konusu dönemde işyerinde çalıştığı hizmet döküm cetvellerinden anlaşılan şahısların dinlenilmeyip, sadece davacı tanığının dinlenilerek karar verilmesi isabetli değildir.
Ayrıca davanın sigorta başlangıç tespiti olarak değerlendirmesi gerektiği önceki bozma ilamlarında belirtilmesine rağmen, buna uygun hüküm kurulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.