YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8987
KARAR NO : 2021/15261
KARAR TARİHİ : 01.12.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 07.09.2007 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden kazalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelir ile ödenen sosyal yardımlardan oluşan Kurum zararının davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Zira mahkemece bozmada işaret edilen Mustafa yönünden kusurlu bulunmamasına rağmen sorumlu tutmak suretiyle ve önceki kararı temyiz etmeyen davalılar yönünden usuli kazanılmış hak hususu gözetilmeksizin hatalı kusur raporu doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmiştir.
Dairemizin 10/02/2021 2020/2989Esas-2021/1410 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere:
“1-Dava dışı kooperatif ile davalı işveren şirket arasındaki ilişkinin anahtar teslimi niteliğinde bir ilişki olup, bu kapsamda davalı …’nın sorumsuz olacağına yönelik yaklaşımı yerinde ise de, bozma sonrası hükme dayanak kılınan kusur raporunda anılan davalıya %2 oranında kusur verildiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi mahkemece kabulünü kendi içinde çelişkili kılmış olduğundan isabetsiz bulunmuştur.
2-Yine davalı …’ın işveren vekili konumunda olduğu hususu yapılan yargılama sonucu belirgin olup, davalı işveren şirket ile birlikte 506 sayılı Yasa’nın 10. Maddesi kapsamında da sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki hükmüne uyulan bozma ilamında yukarıda bahse konu olgu ve ilişkilerin belirlenerek ve dosya içeriğindeki mevcut raporlar arasındaki çelişki irdelenip giderilerek yeniden kusur raporu alınmasının öngörülmesine rağmen, red, üstünlük sebebi ve çelişkiler gereği gibi tartışılmadan mevcut raporlardan birine katılmak suretiyle kusur oran ve aidiyetlerinin belirlenmesi ve hükme dayanak kılınması hukuka uygun bulunmamıştır.
Bozma sonrası sürdürülecek yargılamada, hükmü temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmelidir.”
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında; mahkemece, Dava dışı kooperatif ile davalı işveren şirket arasındaki ilişkinin anahtar teslimi niteliğinde bir ilişki olduğundan davalı …’nın sorumsuz olacağı ve bozma ilamındaki hususlar gözetilerek, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bozma sonrası sürdürülecek yargılamada, hükmü temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ile davalılardan … ve … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 01/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.