Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12895 E. 2021/9941 K. 01.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12895
KARAR NO : 2021/9941
KARAR TARİHİ : 01.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Kanunu Geçici 8. Maddesi Uyarınca Yapılan Kadastro Sonucu Davalılar Adına Yapılan Tespitin İptali

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

…,… İlçesinde 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. madde uyarınca yapılan kadastro sırasında, Kurfallı Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 28 parsel sayılı 8.817,82 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla niteliğiyle davalılar … ve … adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını ve davalılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.10.2019 tarihli ve 2017/525 Esas ve 2019/6088 Karar sayılı ilamıyla, “yörede 1942 yılında orman kadastrosunun yapıldığı, daha sonra 30.07.1996 – 30.01.1997 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışması bulunduğu, orman bilirkişi kurulunun eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun şekilde yaptığı inceleme ve araştırmada taşınmazın 1957 tarihli memleket haritasında yeşil renkli orman sayılan alanda kaldığının, yine 1942 tarihli hava fotoğrafında tamamının orman alanında kaldığının ve taşınmazın 4785 sayılı Kanun uygulamasına göre orman olması gereken yer olduğunun bildirildiği, çekişmeli taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olduğu, ancak 30.07.1996 tarihinde ilan edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı, orman sınırları dışında bırakılma tarihinden kadastro tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu nedenle taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1 ve 17. maddeleri gereğince süre yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı açıklanarak, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile kadastro tespit tutanağının malik hanesinde kayıtlı davalılar isimleri iptal edilerek, malik hanesinin … adına doldurulmasına, tutanağın diğer bölümleri aynı kalmak üzere bu şekilde tapuya tespit ve tesciline karar verilmiş, hüküm bu defa davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine göre davalılar vekilinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Hüküm tarihinden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanun’a eklenen 36/A maddesi; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz” hükmünü ihtiva etmekte olup, anılan yasa hükmüne göre, Hazine’nin açtığı eldeki davada davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ancak anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. (HUMK mad. 438/7, HMK mad. 370/2).
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 2. 3. ve 4. bentlerinin çıkarılarak yerine “2- 6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen 36/A maddesi gereğince, yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılmasına, davacı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına ve davacı Hazine lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılmasına, diğer hüküm fıkralarının buna göre teselsül ettirilmesine, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.