YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17684
KARAR NO : 2021/19355
KARAR TARİHİ : 20.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1- 5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
25.06.2019 tarih ve 2019/8-249 Esas ve 2019/499 Karar sayılı Ceza Genel Kurul kararında belirtildiği üzere; TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında; sanığın, resmi belgede sahtecilik suçundan hakkında başlatılan soruşturmada, katılan …’a ait kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine verdiği, olay tutanağının katılanın kimlik bilgilerine göre düzenlenip imzalandığı, sanık ile birlikte yakalanan … isimli şahsın sanığın gerçek kimlik bilgilerinin … olduğunu bildirmesi üzerine sanık ile yapılan görüşmede gerçek kimlik bilgilerini açıkladığı olayda, sanık hakkında UYAP sisteminden yapılan inceleme ve dosya kapsamından resmi belgede sahtecilik suçundan yürütülen adli soruşturma veya kovuşturmanın akıbetine dair bilgi veya belge bulunmadığı, bu suça ilişkin soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kamu davası açılmışsa yargılama sonucunda beraat kararı verilmesi ve bu kararların kesinleşmesi halinde sanığın “işlediği bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan suçun unsurları oluşmayıp sanığın TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen ”resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a- Sanığın suç şüphesi ile yakalandığında ilk olarak gerçekte var olmayan … ismini bildirdiği ve … adına herhangi bir belge düzenlenmediği tespit edilmekle; 5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı, … adına herhangi bir belgede düzenlenmediğinden sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. maddesine uyduğu ve idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında kurulan hükümde … kimlik bilgilerini de kullandığından bahisle TCK.nın 43. maddesi uygulanmasına karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
b- Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK.nın 268/1 maddesi uyarınca belirlenen temel hapis cezası üzerinden, aynı Yasanın 43. maddesince arttırım yapıldığı sırada hapis cezasının “1 yıl 3 ay” yerine “1 yıl 4 ay” olarak fazla belirlenmesi ve aynı Yasanın 62. maddesince indirim yapıldığı sırada hapis cezasının ” 1 yıl 15 gün” yerine “1 yıl” olarak eksik belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/l. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince ceza miktarı açısından kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 20.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.