Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/6231 E. 2021/23807 K. 07.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6231
KARAR NO : 2021/23807
KARAR TARİHİ : 07.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

KARAR

Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık … yönünden konut dokunulmazlığının ihlali suçunun silahla ve birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiğinin iddia edilmesi nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesi uygulanmamış ise de; sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 116/4, 119/1-c, maddelerinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunda, suçların daha ağır ceza verilmesini gerektiren nitelikli halleri de aynı Kanun’un 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-d, 66/2 ve 67/2. maddelerine göre hesaplanan zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sebebiyle oluşan durma süresi de eklendiğinde henüz dolmadığı belirlenerek tebliğnamedeki konut dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden zamanaşımının dolduğuna dair görüşe iştirak edilmeyerek dosya görüşüldü.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
1-Sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan, mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;
Sanığa atılı suça ilişkin yasa maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerine göre, suçun tabi bulunduğu 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının inceleme tarihi itibarıyla gerçekleştiği anlaşıldığından, sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görülmekle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, başkaca yönleri incelenmeyen HÜKMÜN BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4 ve CMK’nın 223/8. maddeleri gözetilerek DÜŞMESİNE,
2- Sanık … hakkında tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali eylemlerinden ve sanık … hakkında konut dokunulmazlığının ihlali eyleminden kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde ise,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;
1-CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, duruşma açılmasını müteakip, sanığın gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği gözetilmeden, talimat mahkemesince sanık …’e meşruhatlı davetiyenin usulsüz şekilde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan muhtara tebliğ edildiği ve yapılan adres araştırmasında sanığın adresinin Kozan ilçesi olduğunun bildirildiği, bu haliyle sanığa yöntemine uygun şekilde duruşma gün ve saatini bildirir davetiye tebliğ edilmeden, yokluğunda hükmün açıklanmasına karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti yargılama aşamasında toplanan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Bu açıklamalar doğrultusunda sanıkların aşamalarda suçlamaları kabul etmemesi, her iki eylemin de görgü tanığının olmaması, mağdurların soruşturma aşamasında alınan beyanlarında sanıkların evin kapısını kırarak içeriye girdiğini beyan etmelerine karşın 15.10.2013 tarihli görgü tespit tutanağında mağdurların evinin kapısının kırıldığına dair bir tespitin olmaması, kapının sadece camlarının kırıldığının tespit edilmesi, yine mağdur …’ın soruşturma aşamasında sanıkların eve girdiklerini beyan etmesine karşın kovuşturma aşamasındaki beyanında kapıyı zorladıklarını ancak kilitli olduğu için eve giremediklerini beyan etmesi, tehdit suçu bakımından ele geçirilen herhangi bir av tüfeğinin bulunmaması karşısında mahkemece mağdurların beyanlarının ne suretle sanıkların savunmalarına üstün tutulduğu ve sanıkların üzerine atılı suçların ne şekilde oluştuğu delillere dayalı biçimde yeterince açıklanıp tartışılmadan sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulması,
3-Kabule göre de;
a)Sanıkların tehdit eyleminin birden fazla kişi ile birlikte birden fazla mağdura karşı işlendiği kabul edilmesine karşın TCK’nın 106/2-a ve c maddeleri birlikte uygulanarak ve alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilen cezanın TCK’nın 43/2 maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b)Sanıkların konut dokunulmazlığının ihlali eylemlerini birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştirdikleri kabul edilmesine karşın cezayı aleyhe değiştirme yasağının ceza miktarı bakımından oluşacağı gözetilmeksizin sanıklar hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık … … müdafisinin ve sanık …’nın temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.