YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10155
KARAR NO : 2021/12428
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
Kasten yaralama suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 39/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Yatağan Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli ve 2016/768 Esas, 2017/412 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 07.04.2021 tarihli ve 2021/704 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2021 tarihli ve 2021/50675 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109/2. maddesinde yer alan, “Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklindeki ve 6. fıkrasında belirtilen, “Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” biçimindeki düzenlemelere nazara alındığında,
Dosya kapsamında yer alan Yatağan Devlet Hastanesinin 20.09.2016 tarihli kesin nitelikteki adlî raporuna göre, mağdur …’ın, 5237 sayılı Kanun’un 86. maddesi kapsamında basit tıbbî müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı somut olayda, benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16.02.2021 tarihli ve 2019/5178 Esas, 2021/2369 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere, yaralama eyleminin anılan Kanun’un 109/2. maddesinde düzenlenen suçun “cebir” unsurunu oluşturduğu, diğer yandan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulan sanık hakkında, neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli bulunmayan kasten yaralama eylemi nedeniyle anılan Kanun’un 109/6. maddesi uyarınca da ayrıca mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında kasten yaralama suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İncelenen dosyada; sanığın yardım eden sıfatıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği sırada mağdur …’ın kasten yaralandığı ve bu yaralanma neticesinde 20.09.2016 tarihli KBB uzmanı tarafından düzenlenen adli rapora göre nazal fraktüre nedeniyle TCK’nin 86/1, 87/3. maddeleri kapsamında olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece sanık hakkında uygulanma koşulu oluştuğu halde TCK’nin 87/3. maddesi uygulanmamış ise de dosya kapsamına göre mağdurda meydana gelen mevcut yaralanmanın TCK’nin 109/6. maddesindeki “Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” şeklindeki düzenlenme de gözetilerek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı hükümler kurulmuş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.