YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11304
KARAR NO : 2021/9809
KARAR TARİHİ : 11.10.2021
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki ayıp nedeniyle bedelden indirim davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı yüklenici şirketten 19/11/2012 tarihinde bağımsız bölüm satın aldığını, bağımsız bölümü fiilen teslim aldığı 04/12/2012 tarihinden kısa bir süre sonra birtakım hata ve ayıpların ortaya çıktığını, durum derhal bildirilmesine rağmen davalının ayıpları gidermediğini, kolon duvarlarının birleşim yerleri ile zemin ve duvar birleşim yerlerinde açılmalar, dikey çatlaklar, çatlamalara bağlı kabarmalar ile su ve neme bağlı diğer zararlar olduğunu, Erdemli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/2 D.İş. dosyası ile ayıpların tespit edildiğini, meydana gelen çatlama ve ayrılmaların eksik işçilik ile kalitesiz malzeme kullanımına bağlı olarak ortaya çıktığını iddia ederek, konutun bedeli olan 175.000 TL’den ayıptan kaynaklı 25.220 TL’nin ticari faiziyle indirilmesini talep etmiştir.
Davalı; davacının daireyi 2012 yılında satın aldığını, üzerinden yağışlı ve uzun bir kış geçmesine rağmen izolasyon sorunu yaşanmadığını, ayıpların giderimi için defalarca gittiklerini ancak davacının kendilerini içeri almadığını, yüklenici olarak teknik tüm yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, tespit raporunun yüzeysel ve bilimsel verilerden uzak şekilde hazırlandığını, hem onarım hem de bedelden indirim talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile konut bedeli 175.000 TL’den 6.973,44 TL ayıp bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte indirilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine dair verilen hüküm, davalının temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 13/062019 tarihli ve 2016/16546 E. 2019/7178 K. sayılı kararıyla; satış bedelinden indirilecek tutarın dairenin satın alındığı tarih itibariyle ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı rayiç değeri birbirine oranlanıp, bu oranın taraflar arasındaki satış bedeline uygulanması ile satış bedelinden indirilmesi gereken tutarın belirlenmesi yani bedelden indirilecek tutarın nisbi metoda göre hesaplanması gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozma kararına uyan mahkemece; bilirkişilerden ayıp sebebiyle indirilecek tutarın hesaplanması hususunda ek rapor aldırılarak rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile konut bedeli olan 175.000 TL tutar üzerinden 19.250 TL ayıp bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte indirilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bozulan bir hükmün, bozma sebepleri dışında kalan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle; kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Zira, kesinleşmiş olan kısımlar, lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak teşkil eder.
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde hüküm, temyiz edenin aleyhine bozulamayacağı gibi Yargıtayın temyiz eden tarafın lehine verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de temyiz eden tarafın bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Bu yasağa “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. (KURU, Baki; İstinaf sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ağustos 2016, s. 739-740) Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda; mahkemece 6.973,44 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, davalının temyizi üzerine Yargıtayca lehine bozulmuş, böylece reddedilen tutar yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere mahkemece bozma kararı sonrası yapılan yargılama neticesinde davalının önceki hükme oranla daha aleyhine olacak şekilde hüküm kurulması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi