YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22220
KARAR NO : 2021/8234
KARAR TARİHİ : 06.10.2021
Sanık …’nin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından gerçekleştirilen yargılaması sonucunda atılı suçlardan mahkumiyetine ilişkin Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.12.2014 gün ve 2014/41 Esas, 2014/280 Karar sayılı hükümlerin sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.06.2018 gün ve 2017/9368 Esas, 2018/4634 Karar sayılı ilamı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün onanması, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün ise bozulması yönündeki kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.08.2018 gün ve 14-2015/21244 sayılı itiraznamesi ile beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak itiraz edilmesi üzerine Dairemizin 30.10.2018 gün ve 2018/7009 Esas, 2018/6301 Karar sayılı ilamıyla yerinde görülmeyen itiraz sebeplerinin reddiyle, dosyanın gönderildiği Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.05.2019 gün ve 2018/14-514 Esas, 2019/394 Karar sayılı ilamıyla 20.03.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının gerekli görmesi halinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idari, cezai, hukuki her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılma hakkının bulunması nedeniyle anılan madde uyarınca bu husustaki takdir hakkının kullanılabilmesi için yokluğunda verilen mahkeme kararlarının Bakanlığa tebliğinin zorunlu olması nedeniyle itiraz konusu dosyadan haberi olmadığı anlaşılan Bakanlığa ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı tebliğ edilip, temyiz ettiği takdirde bu hususta gözetilerek, etmediği takdirde ise sanık müdafisinin temyizine istinaden Dairesince yeniden değerlendirme yapılarak karar verilmesi için itirazın değişik gerekçeyle kabulüyle hükmün kaldırılmasına dair verilen kararla birlikte Dairemize gönderilen dosya ile ilgili verilen 26.02.2020 gün ve 2019/5950 Esas, 2020/1542 sayılı tevdi kararına istinaden ilk derece mahkemesince yapılan tebligat üzerine Bakanlık il müdürlüğü vekili tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ek tebliğnameyle birlikte Dairemize gönderilen dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Bakanlık vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık müdafisinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihinden önce değişik sanıkların cinsel istismar eylemlerine maruz kalan mağdureyle ilgili yargılama sırasında İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan aldırılan 21.06.2013 günlü, 2642 sayılı raporun sonuç kısmında esasen dava konusu olay öncesi yaşadığı diğer cinsel istismar eylemleri ve içinde bulunduğu travmatik aile ortamından dolayı gelişen travma sonrası stres bozukluğu ve travmatik kişilik değişikliği nedeniyle ruh sağlığı bozulan mağdureye karşı daha sonradan gerçekleştirildiği sabit görülen cinsel istismar eylemlerinin her birinin ruh sağlığındaki mevcut bozulmayı artırdığının bildirilmesi karşısında, mevcut haliyle sanığın eyleminin mağdurenin ruh sağlığını müstakilen bozmaması sebebiyle hakkında müsnet suçtan belirlenen temel cezanın 5237 sayılı TCK’nın 103/6. maddesi ile artırılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde anılan maddenin tatbiki suretiyle sonuç cezanın fazla tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.