Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4766 E. 2021/10691 K. 21.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4766
KARAR NO : 2021/10691
KARAR TARİHİ : 21.10.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosu

Taraflar arasında Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı …, davalı … ve dahili davalı Hazine vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalı … ve dahili davalı Hazine vekilleri tarafından ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kullanım kadastrosu sırasında, Kestel İlçesi Osmaniye Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 20 parsel sayılı metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1995 yılından beri Mehmet Şevki oğlu …’ın kullanımında olduğu şerhi verilerek, tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı …, taşınmazın 1.200,00 m2’sinin kullanıcısı olduğunu öne sürerek, bu bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının tescil talebinin reddine, davaya konu 104 ada 20 nolu parselin kadastro bilirkişisi Şaban Uzun’un 09.05.2016 tarihli raporunda (A) harfi ile göstermiş olduğu 1.130,93 m2 kısmının davalı …’ın fiili kullanımında olduğu şerhinin tapu kütüğüne kaydedilmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekili, dahili davalı Hazine vekili, davalı … vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve iş bu karar davalı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1. Dahili davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 05 Ağustos 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7035 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişiklikten önceki 6100 sayılı HMK’nin 361. Maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz yoluna başvurulabileceği ifade edilmiş olup, dosya kapsamından; gerekçeli kararın, 19.01.2017 tarihinde dahili davalı Hazine vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin dahili davalı Hazine vekiline 20.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve dahili davalı Hazine vekilinin 22.03.2017 havale tarihli temyize cevap dilekçesi ile birlikte temyiz itirazlarını bildirdiği görülmektedir. Ne var ki; temyiz süresi, gerekçeli kararın davalı yana tebliğ edildiği 19.01.2017 tarihinde işlemeye başlamış olup, bu tarihten itibaren temyiz dilekçesinin ibraz edildiği 22.03.2017 tarihine kadar bir aylık temyiz süresinin geçmiş olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK’ nin 347 ve 348. maddeleri uyarınca, ancak karşı tarafça ibraz edilen temyiz dilekçesinin tebliğinden sonra cevap dilekçesi ibraz edilebileceği ve katılma yolu ile hükmün temyiz edilebileceği anlaşılmakta olup, somut olayda, hükmün davacı tarafından temyiz edilmediği dikkate alındığında, dahili davalı Hazine vekilinin hükmü katılma yolu ile de temyiz edemeyeceği sabittir.
Açıklanan nedenlerle, dahili davalı Hazine vekili tarafından ibraz edilen 22.03.2017 havale tarihli dilekçenin, davacı tarafından hükmün temyiz edilmemiş olması nedeniyle; temyiz dilekçesinin ise, süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi karannda yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddedilmiştir.
3. Davalı … vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, davacının tescil talebinin reddine karar verildiği ve davalı … yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiği halde, eldeki davanın mülkiyet hakkına yönelik olmayıp, dava konusu taşınmazdaki kullanım hakkının belirlenmesi ve tapunun beyanlar hanesine işlenmesi istemine ilişkin olduğu gözetilerek, adı geçenler yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücreti takdir edilmemesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukanda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle dahili davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (37.) Hukuk Dairesinin 04.01.2017 tarihli ve 2017/18 Esas, 2017/16 Karar sayılı kararına 8. fıkra olarak “davalı … kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.980,00 TL maktu vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalı …’a verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın 6100 sayılı HMK’nin 370. maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.