Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/2630 E. 2021/6619 K. 20.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2630
KARAR NO : 2021/6619
KARAR TARİHİ : 20.05.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Mahkemesi : … 1. İş Mahkemesi

Dava, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan … Oto. ve Tar. Ür. Tic. San. Ltd. Şti.’den alınmasına, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye …’nın muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla, 20/05/2021 gününde karar verildi.

KARŞI OY

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasanın 77. Maddesinde düzenlenen prime esas kazancın tespitinde, prime esas gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin işçinin yaşı, kıdemi, meslek durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Davanın niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık, ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarihli, 2005/21-409 E., 2005/413 K.; 19.10.2011 tarihli, 2010/10-480 E. 2010/523 K.; 19.06.2013 tarihli, 2011/10-608 E., 2011/649 K.; 19.06.2013 tarihli, 2012/10-1617 E. 2013/850 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 288’inci maddesinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 200) yazılı sınırları aşan, ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.
Ücret miktarı HUMK’nın 288’inci (HMK m.200) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür.
Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür (1086 sayılı HUMK m. 292 (HMK m. 202).
Eldeki dosyada, İlk Derece Mahkemesince kesinleşmiş işçi alacağı dava dosyasının celp edildiği, bu dosya kapsamında belirlenen net ücret tutarının brütü esas alınarak ve imzasız ücret bordolarına ilişkin dönem yönünden Kuruma bildirilmesi gereken fark sigortalılık primine esas kazanç tutarlarının tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı işçi, davalı işyerinde nitelikli işçi olarak çalıştığını ileri sürmektedir.
Nitelikli ve tecrübeli bir işçinin, yaptığı işin özelliğine göre asgari ücret üzerinden ücret alması, hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durumun belirlenmesi halinde, işveren tarafından asgari ücret üzerinden düzenlenen belgelerin aksinin kanıtlanamayacağı düşünülemez.
Somut olayda, kesinleşmiş işçilik alacağı dava dosyasında yer alan kayıt ve belgelerin ücret tespiti davasında tek başına esas teşkil edemeyeceği gözetilmeden, emsal ücret araştırması yapılmaksızın kurulan hüküm hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davacının davalı şirkette “satış müdürü” olarak çalıştığının anlaşılmış olmasına göre davalı işyerine ait ihtilaf konusu ücret bordrolarında davacının imzasını içeren belgeleri de göz önüne alarak ilgili meslek odası, işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Enstitüsünden emsal ücret araştırması yapmak ve tüm delilleri bir arada değerlendirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Tüm bu açıklamalar göz önüne alındığında, davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabul edilmesi, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA karar verilmesi gerekir iken Bölge Adliye Mahkemesinin kararının “ONANMASI” yönünde oluşan sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.