YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11541
KARAR NO : 2021/9570
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tespite İtiraz
…
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar … ve … vekili ile davalılar …, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Yargıtay bozma ilamlarında özetle; “Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemeyeceği belirtilerek, taşınmazlar başında yeniden fen bilirkişisi, yaşlı, tarafsız ve çekişmeli taşınmazları iyi bilen mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri ve davacının dayandığı 1.5.1972 tarihli senette adı geçen senet tanıklarının katılımı ile keşif yapılması ve yapılacak bu keşifte mahalli bilirkişi ve tanıklardan; 193 ada 73 ve 74 parseller ile 263 ada 20 ve 21 parseller arasındaki sınırın neresi olduğu, taşınmazlar arasında sınıra ilişkin sabit işaretler bulunup bulunmadığı, ihtilaf konusu bölümlerde kimin ne zamandan beri ne şekilde zilyet olduğu, muris…’tan kaldığı sabit olan çekişmeli 263 ada 20, 265 ada 1 ve 3, 266 ada 9, 268 ada 3, 280 ada 11, 289 ada 6 ve 193 ada 72 parsel sayılı taşınmazların yarısının muris tarafından 1972 tarihli senetle davacı …’a hibe edilip edilmediği, edilmiş ise zilyetliğin devredilip edilmediği, muris…’ın ölümüne kadar ve ölümünden sonra çekişmeli taşınmazlarda kimin hangi nedenlerle ne şekilde zilyet olduğu, zilyetliğin ne kadar sürüldüğü, senet tanıklarından ise; aslı bulunamayan 1972 tarihli senet içeriğinin doğru olup olmadığı, doğru ise hibe ile birlikte zilyetliğin devredilip edilmediği hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, beyanların çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde ise tüm tespit bilirkişileri dinlenilerek çelişkilerin giderilmeye çalışılması ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında müdahil … ve arkadaşları, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazların ½ payının kadastro tespitlerinin iptali ile adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı ve müdahil davacıların davasının kabulüne, temyize konu çekişmeli 193 ada 72, 263 ada 20, 265 ada 1, 3, 266 ada 9, 268 ada 3, 280 ada 11 ve 289 ada 6 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların 1/2 payının davacı … adına; kalan payların ise … mirasçıları müdahil davacılar adına eşit payla tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … vekili ile davalılar …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların müşterek muris… …’dan geldiği, …’ın sağlığında taşınmazları ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereğince davacı … ve müdahillerin yakın miras bırakanı …’a hibe edip zilyetliklerinin devredildiğini ve taşınmazların muris…’ın sağlığında, öldükten sonra ve davacı … … ile müdahillerin yakın miras bırakanı …’ın taşınmazların bulunduğu köyden göç ettikleri tarihe kadar bu kişiler tarafından kullanıldığı gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Tüm dosya kapsamından; çekişmeli taşınmazların müşterek muris… …’dan geldiği, murisin sağlığında taşınmazları davacı … ve müdahillerin yakın miras bırakanı …’a hibe edip zilyetliğini devrettiği, taşınmazlar üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının davacı ile müdahillerin yakın miras bırakanı … lehine gerçekleştiği sabittir. Ne var ki, davacı … ve müdahillerin yakın miras bırakanı …’ın, taşınmazların bulunduğu Bezendi köyünden Kocaeli iline göç ettikleri 1991 tarihinden, taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı 2011 yılına kadar, dava konusu taşınmazlar üzerinde herhangi bir kullanımlarının bulunmadığı ve dava konusu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin terk edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı ve müdahillerin zilyetliklerinin bulunmadığı ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin terk edildiği dikkate alınarak, davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 28.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…