Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/917 E. 2021/14907 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/917
KARAR NO : 2021/14907
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık … müdafiinin temyiz itirazının incelenmesinde;
Sanığın, dosya içerisinde vekaletnamesi bulunan müdafii Av. …’ın 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollaması ile 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 08.04.2016 tarihinde hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, anılan Kanun’un 317. maddesi gereğince sanık … müdafiinin temyiz itirazının tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
II-Katılan vekilinin tüm sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik, sanık … müdafiinin sanık … hakkında kurulan hükme yönelik ve sanık …’ın hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1-Dosyada onaylı sureti bulunan “…” adlı kişiye ait pasaport bilgilerine göre; pasaportun … kimlik bilgileri ile düzenlendiği, baba adının “…”, anne adının “…”, doğum yerinin ise “Hasaka Ras Elaın” olduğu ve fakat yakalama tutanağında Suriye uyruklu olan …’in açık kimliğinin … ve … oğlu, Şam doğumlu olarak belirtildiği, kolluk ifadesinin … kimlik bilgileri ile … ve … oğlu, Şam doğumlu olarak alındığı, sorgusunun ise pasaportta yazılı bilgilere göre yapıldığı, dosyadaki vekaletnamenin … adına düzenlendiği, kovuşturma aşamasında sanığın … kimlik bilgisi ile … ve … oğlu, Şam doğumlu olarak savunmasının alındığı ve en son belirtilen bu bilgilere göre hakkında mahkumiyet kararı verildiğinin anlaşılması karşısında; yabancı uyruklu …’e ait nüfus kaydı ya da pasaportun onaylı bir suretinin ve adli sicil kaydının İnterpol Daire Başkanlığı aracılığı ile getirtilip bu kimlik bilgileri ve adli sicil kaydına göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.04.2015 tarih, 2014/10-623 Esas ve 2015/117 sayılı kararında da yabancı uyruklu olup, yakalandığında üzerinde herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan sanığın nüfus ve adli sicil kayıtları ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan sadece beyan edilen kimlik bilgilerine dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır denilmiştir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 91’nci maddesinde geçici koruma “ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir” şeklinde hüküm altına alınmış, bu kişilerin Türkiye’ye kabulü, Türkiye’de kalışı, hak ve yükümlülüklerinin Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
6458 sayılı Kanun’un 91’nci maddesi uyarınca çıkartılan Geçici Koruma Yönetmeliği’nin (Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi: 13.10.2014 No: 2014/6883, Dayandığı Kanunun Tarihi: 04.04.2013 No: 6458, yayımlandığı Resmi Gazete’nin Tarihi: 22.10.2014 No: 29153) 21’nci maddesinde; bu Yönetmelik kapsamındaki yabancıların kayıtları sırasında kimliğine ilişkin belge sunamayan yabancının aksi ispat edilinceye kadar beyanının esas alınacağı, fotoğraf, parmak izi ya da kimlik tespitine elverişli diğer biometrik verilerin esas alınıp merkezi veri tabanına kaydedileceği, mevcut biometrik verilerle eşleştirileceği, kayıt altına alınan yabancıların bilgilerinin derhal Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne bildirileceği, yabancıların kayıt bilgilerinin doğum, ölüm, evlilik, boşanma, gönüllü geri dönüş gibi hallerde güncelleneceği, adres kayıt sistemine kaydedilecekleri düzenlemeleri getirilmiş, 22’nci maddesinde ise; kayıt işlemleri tamamlananlara, valilikler tarafından geçici koruma kimlik belgesi düzenleneceği, geçici koruma kimlik belgesi verilenlere, 25.04.2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında yabancı kimlik numarası verileceği belirtilmiştir.
6458 sayılı Kanun’un 121. maddesine dayanılarak çıkartılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik 17 Mart 2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Somut olayımızda ise: sanığın Suriye vatandaşı olduğu ve kimlik bilgileri arasında çelişki olduğunun anlaşılması, bu aşamada Suriye’ye yönelik adli yardımlaşma taleplerine Dış işleri Bakanlığı’nca yapılacak bildirime kadar ara verilmesi karşısında, sanığın resmi kimlik bilgilerinin diplomatik yazışmalarla belirlenemeyeceği sabit ise de; dosyada onaylı sureti bulunan pasaport bilgileri ile soruşturma makamınca sanığın beyanı üzerine tespit edilen kimlik bilgileri, sanığın kolluk tarafından tespit edilen parmak izlerinin ve fotoğraflarının Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne gönderilerek Geçici Koruma Yönetmeliği’nin 21 ve 22’nci maddeleri uyarınca sanığın Türkiye’ye kabul edilen yabancılardan olup olmadığının ve varsa yabancı kimlik numarası ile adres kayıt sistemindeki kayıtlarının tespit edilmesi, şayet kimliğinin bu şekilde belirlenmesinin mümkün olmaması halinde ise bu kez sanığın fotoğrafı karara yapıştırılmak, parmak izlerinin ise usulüne uygun şekilde alınarak karara eklenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı CMK’nın 209. maddesine aykırı davranılması,
3-Başka suçtan Hilvan (Kapatılan) K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu olduğu anlaşılan sanık … ile başka suçtan … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olduğu anlaşılan sanık …’ya duruşmadan vareste tutulma haklarının hatırlatılmadığı ve vareste tutulma talepleri de bulunmadığı halde hükmün açıklandığı 17.03.2016 tarihli son oturumda hazır bulundurulmadan haklarında karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 193/1, 196/5 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılarak savunma haklarının kısıtlanması,
4-28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/3 ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıklar …, …, … ve …’e savunmaları alınmadan önce zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili ile sanık … ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 05.10.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.