YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11821
KARAR NO : 2021/12671
KARAR TARİHİ : 07.10.2021
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’in, anılan Kanun’un 81/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 10/11/2015 tarihli ve 2012/593 esas, 2015/634 sayılı kararının 31/12/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın 14/08/2010 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanmasına ve 5846 sayılı Kanun’un 81/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesinin 11/12/2019 tarihli ve 2018/422 esas, 2019/795 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 03.06.2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2020 tarihli ve KYB. 2020-49818 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 30/05/2019 tarihli ve 2018/15421 esas, 2019/9453 karar sayılı ilamında yer alan “…Hükmün açıklanmasına esas kabul edilen, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23/10/2014 gün ve 2013/125 esas, 2014/351 karar sayılı dosyasına konu eylemlerle ilgili olarak mahkumiyet kararı verilmeyip, CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi ve bu kararın aynı maddenin son cümlesi uyarınca sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacak olması karşısında, denetim süresi içerisinde kasten işlenmiş bir suçtan verilmiş mahkumiyet hükmü bulunmadığından hükmün açıklanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hükümlerin açıklanmasına karar verilmesi…BOZULMASINA” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda hükmün açıklanmasına esas kabul edilen, Gaziosmanpaşa 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/12/2017 tarihli ve 2015/409 esas, 2017/588 sayılı dosyasına konu eylemle ilgili olarak mahkumiyet kararı verilmeyip, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereği “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” verildiği, bu kararın aynı maddenin son cümlesi uyarınca sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacak olduğunun anlaşılması, yine bu davanın suç tarihinin de 14/08/2010 tarihli olup, inceleme konusu davanın kesinleşme tarihi olan 31/12/2015 tarihinden sonra olduğunun anlaşılması karşısında, denetim süresi içerisinde kasten işlenmiş bir suçtan verilmiş mahkumiyet hükmü bulunmadığından, hükmün açıklanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Yasasının 10. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. …” ve ikinci fıkrasındaki “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, önce sanığın bilinen en son adresine tebligat gönderilmesi, bu adreste tebligatın yapılamaması halinde, 7201 sayılı Yasanın 10/2. maddesi
uyarınca adres kayıt sisteminde tespit edilen adresine, bilinen son adres olarak, tebligat yapılmaya çalışılması, ancak bu şekilde de tebligat yapılamaması halinde, 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği cihetle, her ne kadar kanun yararına bozma istemine konu karar ile sanık hakkındaki, daha önce açıklanması geri bırakılan hüküm, sanığın denetim süresinde yeniden suç işlediği gerekçesiyle açıklanmış ise de dosyanın tetkikinde sanığın yokluğunda verilen hükmün doğrudan sanığın MERNİS adresine, 7201 sayılı Yasanın 21/2 maddesine göre tebliği usulsüz olup, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmediği ve sanık hakkındaki denetim süresinin başlamadığı anlaşıldığından, denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği gerekçesiyle daha önce açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı, ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasın dair karar kesinleşip denetim süresi başlamadığından, zamanaşımını kesen son işlem olan sanığın sorgusunun yapıldığı 28.11.2011 tarihinde yeniden işlemeye başlayan dava zamanaşımının hükmün açıklandığı 11.12.2019 tarihi itibariyle dolduğu,
Hususlarında da kanun yararına bozma isteminde bulunup bulunulmayacağının değerlendirilmesi için Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07/10/2021 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.