YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8578
KARAR NO : 2021/12718
KARAR TARİHİ : 23.09.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten Öldürme
HÜKÜM : 1) … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/11/2013 tarih, 2013/155 Esas ve 2013/387 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında maktul …’a yönelik kasten öldürmeye yardım suçundan TCK’nin 81/1, 39, 29, 62/1, 53/1, 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası mahkumiyetine karar verildiği,
2) Kararın Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafi tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19/01/2016 tarih, 2015/1564 Esas ve 2016/95 sayılı kararı ile kararın bozulduğu ve yerel mahkemeye gönderilmesi üzerine,
3) … 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/02/2021, 2016/135 Esas ve 2021/45 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında maktul …’a yönelik kasten öldürme suçundan TCK’nin 81/1, 29, 62/1, 53/1, 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 5 ay hapis cezası ile mahkumiyetine dair karar
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm sanık müdafi tarafından süresinde temyiz edilmekle;
Dosya incelendi;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık müdafinin yasal süresinden sonra olan duruşmalı inceleme isteminin CMUK’un 318. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık … hakkında maktul …’a yönelik kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçun niteliği tayin, haksız tahrik ve takdiri indirim nedenlerinin nitelik ve dereceleri takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, bozma üzerine verilen hükümde düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık … müdafinin suç vasfına, haksız tahrik derecesine, eksik incelemeye ve yetersiz gerekçeye yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle; Sanık hakkında kurulan hükümde sanığın cezasından TCK’nin 62. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında yapılan indirim sonucu 13 yıl 4 ay hapis cezası yerine hesap hatası sonucu 13 yıl 5 ay hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini yasaya aykırı ise de bu aykırılığın CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün olduğundan, hükümden “13 yıl 5 ay” ibaresinin çıkartılarak yerine “13 yıl 4 ay” ibaresinin eklenmesi suretiyle tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE, 23/09/2021 gününde Üye … ve Üye …’in, sanığın eyleminin TCK’nin 39, 81/1. maddelerindeki suçu oluşturduğuna ilişkin karşı oyları nedeniyle oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2021/8578 E., 2021/12718 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık …’ın eyleminin TCK’nin 39. maddesi kapsamında yardım eden olarak kabul edilmesi, hükmün bu nedenle BOZULMASI gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan katılmamaktayız.
5237 sayılı TCK’nin 37/1. maddesine göre suçun kanunî tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri doğrudan fail olarak sorumlu olur. Doğrudan fail, işlediği suçun gerektirdiği ceza ile cezalandırılır. Kanunda tanımlanan haksızlığın birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştirildiği durumda ise müşterek faillik söz konusudur. Müşterek faillikte birlikte/müşterek alınan suç işleme (öldürme) …/…
kararına bağlı olarak, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla, suç oluşturan eylemin icrası üzerinde ortaklaşa hâkimiyet kurulması söz konusudur. Burada, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, eylem üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir.
5237 sayılı Kanun’a göre suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, şeriklik; azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen ancak yardım eden suç ortağı, gerçekleşen fiilden bağlılık kuralı uyarınca şerik olarak sorumlu olmaktadır. 5237 sayılı TCK’nin 39. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
Anılan düzenlemeye göre, maddi yardım; suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmış, manevi yardım ise; suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Temyiz davasına konu olan kararın gerekçesinde “olay tarihinde … … ve maktul …’ın kendi yandaşları olan arkadaşlarıyla internet kafeye giderek … ve sanık …’i sordukları, internet kafede bulunan ve … ve sanık …’in dosthane ilişki içerisinde olduğu anlaşılan …’ın bu durumu mesajla … ve sanık …’e ilettiği, bunun üzerine … ve sanık …’in SMS ve facebook aracılığıyla kendi yakın arkadaş çevreleri ile temasa geçerek oluşacak kavga için ortam oluşturmaya çalıştıkları, bir sokak içerisinde grupların karşılaşması üzerine … ve …’in önce kaçmaya çalıştıkları, ancak karşı grubun takibi üzerine bir sokağa girdikleri, bu sokakta kavgaya tutuştukları, kavga sırasında hem …’de hem de …’de bıçak ve sallama tabir edilen suç aletlerinin bulunduğu, kavga sırasında …’ın elinde bulunan bıçakla …’e vurup yaraladığı, bunun üzerine …’in de üzerinde taşıdığı bıçağı …’ın göğüs kısmına saplayarak otopsi raporunda yazılı olduğu şekilde yaralayıp akabinde de ölümüne sebebiyet verdiği, sanık …’ın da meydana gelen olay sırasında yanında bulundurduğu bıçağı etrafa rastgele salladığı, bu sırada tanık …’ın …’i yatıştırmak için koluna girdiği” kabul edilmiştir.
Mahkemenin kabulü, olayın oluşuna ve dosya kapsamına uygun ise de bu oluş karşısında sanık …’ın suça yardım eden olarak katıldığının kabulü gerekmektedir. Dairemiz 19.01.2016 tarihli 1564-95 sayılı ilamında sanık …’in olay günü maktul ve arkadaşlarının kendisi ve arkadaşı …’i aradığını öğrenmesi üzerine arkadaş grubunu toparlayarak yanlarında kesici delici aletlerle olay yerine gelmeleri ve kavga etmeleri şeklinde olayın geliştiğini kabul ederek sanığın eyleme müşterek fail olarak katıldığını kabul etmiştir.
Dosya kapsamına göre, olay günü uyuşturucu madde kullanan maktul ve arkadaşları silahlanarak sanıklar … ve …’i aramaya başlamış, karşılaştıklarında sanıklar … ve … kaçarak uzaklaşmak istemiş, maktul ve arkadaşları onları kovalayarak yakalamış, sanık … karşı grubun yanına yaklaşmaması için yanında taşıdığı bıçağını hedef gözetmeksizin yatay seyirle rastgele sallamış, bu sırada arkadaşı olan sanık … hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanıp karşılığında maktule bıçakla vurunca olay yerinden kaçmıştır. Başka bir ifadeyle karşılıklı iki tarafın olay yerinde buluşup birbirine saldırması söz konusu olmayıp, maktul ve arkadaşlarının silahlı saldırısı üzerine sanıklar kaçarak uzaklaşırken olay meydana gelmiştir. Mahkeme haksız tahriki tartışırken de maktul …’ın bıçaklanmadan önce sanık …’in arkadaşı olan …’i bıçaklaması, maktulün ve arkadaşlarının sanığa ve arkadaşlarına saldırması üzerine olayın başladığını kabul etmiştir. Bu şekilde gelişen olay sırasında sanık … tarafından gerçekleştirilen ve öldürücü olan tek bıçak darbesinden başka maktulün vücudunda darp ve cebir izi bulunmamaktadır. Kanında 1014 ng/mL esrar etken maddesi çıkan maktulün sağ el 4 parmaktaki sıyrık muhtemelen kendisinin kullandığı bıçak nedeniyle oluşmuştur. Sanık … bıçakla gerçekleştirilen eylemden hemen sonra diğer sanık … ile birlikte kaçmıştır.
Yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleşen eylemde sanık …’ın olayın faili sanık …’ın yanında bulunarak ona destek olması nedeniyle verilen cezada TCK’nin 39/2. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 39/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmediğinden Yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASI gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, hükmün ONANMASINA ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.