Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9888 E. 2021/8838 K. 14.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9888
KARAR NO : 2021/8838
KARAR TARİHİ : 14.09.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılmak suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı … ve … vekili Av. …, duruşmasız olarak Hazine vekili Av. … tarafından istenilmiş ve ek kararla “davacı …’nin temyiz isteminin süresinde olmadığından” bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmiş olup, ek karar … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.09.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden … ve … vekili Av. … ile karşı taraftan Hazine vekili Av. … katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yargıtay bozma ilamında özetle; “Hükmüne uyulan bozma ilamında nizalı taşınmazların Eylül 1943 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı ve davacı … mirasçılarının nizalı taşınmazlar üzerinde iktisabı sağlar zilyetliklerinin de bulunmadığı anlaşıldığından niza konusu 1, 2, 3, 4, 6, 7, 38, 39, 41, 42, 47, 48, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 59, 60, 62, 63, 65, 66, 68, 92 ve 93 sayılı parsellerin tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gereği belirtildiği ve mahkemece de bozma ilamına uyulduğu halde, yeniden keşif yapılarak alınan fen bilirkişi raporuna göre davacı tarafın dayandığı miktarı ve tapudaki paylarına göre isabet eden 6.032.292 metrekareye karşılık niza konusu 1, 2, 3, 4, 6, 7, 51, 52, 53, 54 ve 55 sayılı parsellerden davacı tarafa hisse verilmesinin, kadastro hakimi sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğu halde dava konusu 38, 39, 41, 42, 47, 48, 50, 56, 57, 59, 60, 62, 63, 65, 66, 68 sayılı parseller hakkında davanın sadece reddine karar verilerek tescil hükmü kurulmamasının ve dava konusu 92 ve 93 sayılı parseller hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı açıklanarak, kesin bozma nedeniyle dava konusu tüm taşınmazların tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 1, 2, 3, 4, 6, 7, 38, 39, 41, 42, 47, 48, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 59, 60, 62, 63, 65, 66, 68, 92 ve 93 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi Hazine adına tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı …, davacılar …, … ve … vekili ve davacı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, ek kararla “davacı …’nin temyiz isteminin süresinde olmadığından” bahisle temyiz talebinin reddine karar verilmiş ve iş bu ek karar davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’la değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Bu değişikliğe göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, bilinen veya gösterilen adresine yapılacaktır. Buna göre, ilk defa bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adres olması arasında fark yoktur. Her iki adres de Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesi kapsamında bilinen adrestir. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi de nazara alınarak muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılacaktır.
Somut olayda; gerekçeli karar, davacı …’nin adres kayıt sistemindeki adresine, MERNİS adresi olduğu şerhi konularak Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebliğ edilmiş olup, söz konusu tebliğatın, yukarıda açıklanan ilke ve kurallara aykırı şekilde yapılmış olması nedeniyle usulsüz olduğu açıktır. Bu nedenle, Yerel Mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 19.04.2018 tarihli ve 2015/10 Esas, 2018/2 Karar sayılı ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA;
Davacılar …, … ve … vekili ile davacı …’nin hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma gereklerine uygun biçimde hüküm verildiğine, davacıların dayandıkları Eylül 1943 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsamadığı ve çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığının anlaşılmasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı …’ye iadesine, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 23,40 TL’nin temyiz eden davacılar …, … ve …’den ayrı ayrı alınmasına, 14.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.