YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6684
KARAR NO : 2021/9638
KARAR TARİHİ : 06.10.2021
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalınınn dava dışı … Toplu Konut İnş. Ltd. Şti.ne inşa ettireceği İstanbul … Toplu Konut Projesinden 17/07/2006 tarihinde bağımsız bölüm satın aldığını, bağımsız bölümün tesliminden sonra gerek kendi konutunda gerekse blok ve site ortak yerlerinde ayıp ve eksiklikler bulunduğunu anladıklarını, 27/03/2009 tarihinde diğer kat malikleri ile birlikte tespit talebinde bulunduklarını ve bilirkişiler aracılığıyla ayıplı işlerin tespit edildiğini ileri sürerek, ortaya çıkan bedel farkının reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulüne, gizli ayıptan kaynaklı toplam 13.561 TL’nin 10.000 TL’sinin dava tarihinden, 3.561 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) 6102 sayılı TTK’nın tüzel kişiler başlıklı 16. maddesine göre; ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.
Davalı kurum, 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’nun ek 1. maddesinde belirtildiği üzere kamu tüzel kişisi olup, 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ek listede sayılan kamu iktisadi teşebbüsleri arasında sayılmadığı gibi iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulmamıştır. Her ne kadar 2985 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin (e) bendi ile konut sektörüyle ilgili şirketler kurmak veya kurulmuş şirketlere ve finans kurumlarına ortak olmak davalı kurumun görevleri arasında sayılmış ise de bu hüküm davalı kuruma tacir sıfatı kazandırmamaktadır. 6102 sayılı TTK’nın 16. maddesi uyarınca, davalı kurumun kurduğu veya ortak olduğu şirketler yönünden tacir sıfatı, kurulan veya ortak olunan ve ayrı tüzel kişiliği bulunan şirkete ait olup bunları kuran veya ortak olan davalıya ait değildir.
Bu durumda mahkemece; taşınmaz satışına dair sözleşmenin taraflarının tacir olmadığı gibi ticari iş niteliğinde de olmadığı gözetilerek, hüküm altına alınan alacağın temerrüt tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile tahsiline hükmedilmesi gerekirken, avans faizi ile tahsiline hükmedilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nın 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “..avans faizi…” ifadesinin çıkartılarak yerine “yasal faizi” ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 231,60 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı HMK’nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.