YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/233
KARAR NO : 2021/6136
KARAR TARİHİ : 28.04.2021
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
No : 2019/395-2020/409
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma sonrası davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 16/04/2012 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelir nedeniyle oluşan Kurum zararının davalılardan rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 21. ve 21/4. maddesidir.
Mahkemece, bozma sonrası aldırılan 13.04.2020 tarihli ek raporda, davalı şirketin işveren vekili konumundaki dava dışı Mustafa Bayraktar’ın %30, inşaat teknikeri dava dışı Onur Aktaş’ın %30, şantiye şefi Salih Kurt’un %30, dava dışı sigortalı işçinin ise %10 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, bu kapsamda davalı şirketin çalışanlarının kusur oranları ve TBK ilgili hükümleri gereği adam çalıştıranın sorumluluğu düzenlemesi gözetildiğinde, davalı şirketin işyerinde bulunan tehlikeleri belirlemediği, tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadığı ve dava dışı sigortalı işçinin eğitim, sağlık raporu ve işe giriş şartlarını yerine getirmediğinden davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde %90 kusurlu olduğu, sigortalının ise olayın meydana gelmesinde tali kusurlu (%10 olduğu) kabul edilerek, işveren hakkında 5510 sayılı yasanın 21. maddesi gereğince, ilk verilen kararın kurum tarafından temyiz edilmemesi nedeni ile davalı şirket yönünden usuli kazanılmış hak gözetilerek 55.374,69 TL ilk Peşin Sermaye Değerli Gelirin onay tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacı kuruma verilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Önceki bozma ilamımızda da belirtildiği üzere; Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi, 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi, İşçi sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
Eldeki davada, “kesinleşen … Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/339 E sayılı dosyasında alınan kusur raporu ile mahkeme dosyasından aldırılan kusur raporu arasındaki kusur oranlarında çelişki bulunduğu gözetilip, ceza davasında tespit edilen kusurun varlığına ilişkin maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile mahkum olanlara da bir miktar kusur verilmesi gerektiği gözetilmeli, kurum talebinin %100 ve dolayısıyla teselsüle dayalı işveren sorumluluğu 5510 sayılı Yasanın 21/1, 21/4 kapsamında belirlenmeli, kusur yönünden kurum temyizi olmaması nedeni ile işveren lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır” şekildeki bozma ilamımızda açıkça belirtilen esaslarda rapor alınmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; Adam Çalıştıranın sorumluluğu kapsamında alınan kusur raporunun yerinde olmadığı gözetilerek, kusur sorumluluğu gözetilmeli, işveren ve 3. kişilerin kusurları ayrı ayrı belirlenmeli, davada talebin teselsüle dayandığı da gözetilerek, önceki bozma ilamında belirtiğimiz usul ve esaslar çerçevesinde; kusur yönünden kurum temyizi olmaması nedeni ile işveren lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek yukarıdaki açıklamalar ışığında, önceki bozma ilamımızda belirtilen şekilde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman başka bir bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, oluşması halinde çelişki de giderilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır”
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekili ile davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.