YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13297
KARAR NO : 2012/28701
KARAR TARİHİ : 17.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının avukat olarak vekilliğini üstlenerek dava ve icra takiplerini yürüttüğünü, yapmış olduğu masraflar ile vekalet ücreti alacağının ödenmemesi nedeniyle davalıya 31.05.2010 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile vekillikten istifa ettiğini belirterek icra takibi ve hukuki yardımlar ile kendisinin karşıladığı masraflar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL’nin 31.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacıyı azletmediğini davacının kendisinin istifa ettiğini,istifanın haklı bir sebebe dayanmadığını, dava ve icra masraflarını davacıya elden ödediğini,bu ödemeler nedeniyle bir belge almadığını, ayrıca davacının yürüttüğü dava ve icra takiplerinde gerekli özeni göstermediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Borçlar Kanununun 396/1. maddesine göre vekillikten istifa her zaman mümkün olup, bu istifa vekalet ilişkisini ileriye doğru sona erdiren bozucu ve yenilik doğuran bir işlemdir. Ancak istifa haklı değil ve müvekkil de bu nedenle zarara uğramışsa, vekil bu zarardan sorumludur. Avukatlık Kanununda ise haksız istifa halinde, vekil yönünden Borçlar Kanunundaki aynı konuya ilişkin düzenlemelere göre daha ağır bir sorumluluk esası getirilmiştir. Gerçekten de, Avukatlık Kanununun 174/1 maddesinde “üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat ücret talebinde 2012/13297-28701
Bulunamaz.” hükmü mevcut olup, bu hükümle, vekaletten haklı bir neden olmadan istifa eden avukatın, Borçlar Kanunundaki vekalet akdine ilişkin genel düzenlemelerden farklı olarak, herhangi bir zarar şartı olmadan da müvekkile karşı sorumlu tutulduğu görülmektedir. Anılan düzenlemeye göre, haksız olarak işi bırakan, vekaletten istifa eden avukat, ücrete hak kazanamadığı gibi, aksine bir hüküm mevcut değilse aldığı peşin ücretleri, kullanmadığı masraf avanslarını da … sahibine iade etmek zorundadır.
Avukatlık Kanununun 171/1 maddesinde düzenlenen “Avukat üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder.” ve “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”nin 2. maddesinde düzenlenen “…avukatlık ücreti, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, … ve işlemler ücreti karşılığıdır.” hükümleri gereğince de avukat, aksine sözleşme yoksa, işi sonuna kadar takip edip sonuçlandırmadan ücretini talep edemez. (Bkz. Aynı doğrultuda HGK. 23.3.1983 4/562-156; HGK. 3.7.1987 3/92-599; 13. HD. 2005/15433 E. 2008/3694 K.; 13. HD.2008/6280 E. 2008/11580 K.) Ancak haksız azil halinde olduğu gibi, avukatın haklı olarak vekillikten istifa etmesi halinde de, işe devam etme olanağı mevcut olmadığından, avukat, haklı istifa tarihi itibariyle muaccel olan vekalet ücreti alacağının ödetilmesini talep edebilir.Öte yandan, Vekalet ilişkisi bir bütün olup, vekaletten azil gibi, istifa da, taraflar arasındaki tüm dava ve takiplere sirayet eder. Zira, azil ve istifa ile birlikte vekalet akdinin en önemli unsurlarından olan “güven ilişkisi” de sona ermektedir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Davacı ile davalı arasında vekalet ücretine ilişkin yapılmış bir sözleşme olmadığı gibi davacı tarafından takip edilen dava ve icra takipleri yönünden tahakkuk edecek vekalet ücretlerinin bu dava ve icra takipleri sonuçlanmadan önce ödeneceğinin kararlaştırıldığını davacı ispat edilememiştir. Bu durumda davacı avukat yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında sonuçlanmayan işler yönünden vekalet ücretinin ödenmesini talep edemeyecektir. Nitekim istifa tarihi itibariyle davacı tarafından takip edilerek sonuçlandırılan bir dava ve icra takibi bulunmadığından davacının vekalet ücreti ödenmemesi nedeniyle istifa etmesi haklı nedene dayanmamaktadır.
Davacının istifasını bildirdiği 25.07.2010 tarihli ihtarnamede dava ve icra masraflarının ödenmemesini de istifa gerekçesi olarak ileri sürmüş ise de Avukatlık Kanununun 173/2. maddesinde, “Avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün vergi, resim, harç ve giderler, … sahibinin sorumluluğu 2012/13297-28701
altında olup, avukat tarafından ilk istekle avukata veya gerektiği yere ödenir. Bu harcamaların avukat tarafından yapılabilmesi için yeteri kadar avansın … sahibi tarafından verilmiş olması gerekir.” Hükmü mevcut olup, bu hüküm gereğince, işin görülmesi için gerekli olan tüm masrafların … sahibi tarafından işin başında avukata ödenmiş olduğu karine olarak kabul edilmeli, bunun aksini ileri süren, başka bir ifade ile müvekkilinden masraflar için avans almadığını iddia eden avukatın da, bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu kabul edilmelidir. Dava konusu olayda davalı müvekkil, masrafların işin başında ödendiğini ileri sürmüş olup, davacı avukat ise, “masrafların işin başında alınmadığı” konusundaki ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğinden, takip ve davalara ilişkin masrafların işin başında avukata verildiğinin kabulü gerekir. Ayrıca davacı avukat tarafından takip edilen dosyalara ilişkin istifa öncesi masrafların ayrı ayrı açıklanarak davalıdan talep edildiği de ispat edilememiş olup, bu nedenle istifa etmesi haklı sebebe dayanmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece davacının istifasının haklı sebebe dayanmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ : Birinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 2,75 TL kalan harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.