Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/5086 E. 2021/12705 K. 23.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5086
KARAR NO : 2021/12705
KARAR TARİHİ : 23.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulması esnasında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca belirlenen temel cezanın TCK’nin 3. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesine uygun olduğu kanaatiyle mahkemenin uygulamasında isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamedeki 2 numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1) Sanık … hakkında kasten yaralama ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2) Sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 27.03.2018 tarih, 2017/10695 Esas – 2018/5532 Karar sayılı bozma ilamı öncesi verilen hükümde, sanıkların neticeten “4 yıl 2 ay” hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verildiği, anılan hükmün sanıklar müdafiileri tarafından sanıklar lehine temyiz edildiği ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış hakkı saklı tutularak hükmün bozulduğu gözardı edilerek, bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada sanıkların neticeten “5 yıl” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle kazanılmış haklarının ihlali neticesinde fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi gereğince, hüküm fıkrasında yer alan TCK’nin 62. maddesinin uygulandığı paragraftan sonra gelmek üzere “Ancak ilk hüküm sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmiş olup, aleyhe temyiz bulunmadığından ve bu durum sanıklar lehine 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereği kazanılmış hak oluşturduğundan, sanıkların sonuç olarak “4 yıl 2 ay” hapis cezası ile cezalandırılmasına” fıkrasının eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
a) Sanık …’nın aşamalarda kavgaya karışmadığını beyan ettiği, katılan …’in hazırlık aşamasında kolluk tarafından alınan ilk beyanında kendisini iki şahsın darp ettiğini, bu sırada yanlarında bulunan diğer şahsın “yapmayın.” şeklinde sözler söyleyerek kendilerini ayırmaya çalıştığını yine Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan beyanında “içlerinden iri yarı şişman olan şahıs beni kollarımdan tuttu, … bana yüzüme doğru yumruk attı. Ben de kendimi korumak için karşılık vermeye çalıştım. Bu sırada diğer üçüncü kısa boylu kel saçlı olan şahıs olaya müdahale etmedi sadece bekliyordu.” şeklinde belirttiği, tanık …’ın Cumhuriyet savcısı huzurunda alınan beyanında … ve …’un … ile kavga ettiğini belirtip sanık …’nın …’e yönelik eylemlerinden söz etmediği anlaşılmakla sanık …’nın diğer sanıklar … ve …’un eylemlerine 5237 sayılı TCK’nin 37. maddesi anlamında ne şekilde iştirak ettiğinin karar yerinde tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
b) Sanık hakkında, tekerrüre esas alınan Çorum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.02.2013 tarih ve 2012/496 Esas – 2013/68 Karar sayılı ilamıyla sanığın 5237 sayılı TCK’nin 155/2. maddesi gereğince güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ancak; 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değişik
5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, tekerrüre esas alınan suçun da uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın adli sicil kaydında bulunan ve tekerrüre esas alınan hükümde uzlaştırma işlemi uygulanıp uygulanmadığı ve bu ilama ilişkin olarak uzlaşmanın gerçekleşmiş olması durumunda başkaca tekerrüre esas sabıka bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 27.03.2018 tarih 2017/10695 Esas – 2018/5532 Karar sayılı bozma ilamı öncesi verilen hükümde, sanıkların neticeten “4 yıl 2 ay” hapis cezası ile mahkumiyetlerine karar verildiği, anılan hükmün sanıklar müdafiileri tarafından sanıklar lehine temyiz edildiği ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış hakkı saklı tutularak hükmün bozulduğu gözardı edilerek, bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada sanıkların neticeten “5 yıl” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle kazanılmış haklarının ihlali neticesinde fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.09.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.