Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/7178 E. 2021/5200 K. 13.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7178
KARAR NO : 2021/5200
KARAR TARİHİ : 13.04.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi

İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul ve kısmen reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı ve davalılardan …, … ile … vekilleri tarafından istenilmesi davacı ve davalı … vekillerinin duruşmalı olarak inceleme talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13/04/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av … ve davalı … adına Av. … ile davalı … adına Av. …, davalı … adına Av … ile davalı … ve İnşaat AŞ adına Av. … ile davalı … adına Av … geldiler. Davalı … adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davalı … ile … vekillerinin tüm, Davacı ile Davalılardan … vekillerinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 3. maddesi gereğince işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Eldeki davada; trafik kazasına karışan aracın, davalı … ve İnşaat AŞ adına kayıtlı olduğu; bu davalının, aracı kaza tarihinden önce 01/03/2007 tarihli adi yazılı sözleşmeye istinaden, 58 ay taksitle ve taksitlerin bitimini müteakiben mülkiyetin kiracıya ait olması şartıyla davalı …’e kiraladığını iddia ettiği, aracın noter huzurunda satışının ise kaza tarihinden sonra 15/07/2009 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafın iş bu kira sözleşmesinin davalı … ve İnşaat AŞ’nin işletenlik sıfatını ortadan kaldırmak amacıyla, kazadan sonradan oluşturulmuş belge niteliğinde olduğunu iddia etmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; aracın sözleşme sonunda mülkiyetinin kiracıya devri şartını taşıyan 01/03/2007 tarihli uzun süreli kira sözleşmesinin kaza tarihinden önce yapılıp yapılmadığının tespiti açısından, bu sözleşme tarihinden mülkiyetin kiracıya geçtiği 05/07/2009 tarihine kadar davalı … ve İnşaat AŞ’ne ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde kazayı yapan aracın kira ödemelerinin tahsili, yakıt ücretlerinin ödenmesi, tamir tadilat ve vergi ödemeleri gibi masrafları ve sair işlemleri yönünden uzman bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılarak; yapılacak inceleme sonunda, aracın bu davalı şirketin fiili tasarrufunda olup olmadığının tespiti ile davalı şirketin kaza tarihi itibariyle araç üzerinde fiili tasarrufunun devam ettiğinin anlaşılması halinde bu davalının da hükmedilecek tazminatlardan sorumluluğuna hükmedilmesi, fiili tasarrufunun bulunmaması halinde ise şimdiki gibi bu davalı hakkında işleten sıfatının bulunmadığına işaretle davanın reddine karar vermekten ibarettir.
3- 5510 sayılı Kanunun 19.maddesi gereğince iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az % 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Adalet Komisyonu’nun 55. madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”
Yine 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Eldeki davada, mahkemece hesap bilirkişiden alınan 12/06/2015 tarihli hesap raporunda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davacıya SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalılara rücu edilebilir kısmının tenzili gerekirken hatalı değerlendirilme ile bağlanan gelirin 04/05/2015 tarihi itibariyle geçerli tüm peşin değerinin tenzili hatalı olmuştur.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; 2/06/2015 tarihli hesap raporunda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davacıya SGK tarafından bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzili ile, davacının maddi tazminat alacağını belirlemekten ibarettir.
4- Bilindiği üzere sigorta şirketlerin sorumluluğu sigorta poliçesi ve sigortanın tabi olduğu genel şartlara göre belirlenir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın A.6. maddesinde belirtilen “Teminat Dışı Haller” arasında “f “bendinde Manevi tazminat taleplerinin belirtildiği açıktır.
Sigorta şirketinin temerrüdü açısından ise gerek mülga 818 sayılı BK.’nun 101. maddesi ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 117. maddesinde; “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” düzenlemelerine yer verilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1.maddesinde de bu düzenlemelere ek olarak “Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.” hukuki düzenlemesine yer verilmiştir.
Sigortacının sorumluluğu haksız fiile dayanmadığı için, temerrüde düştüğü hallerde faizin başlangıç tarihi temerrüt tarihi olup, hak sahiplerinin sigortacıyı dava tarihinden önce temerrüde düşürdüğü kanıtlanamaz ise sigortacının faiz yükümlülüğü dava tarihinden itibaren başlayacaktır.
Eldeki davada kazalının iş kazası geçirdiği aracın davalı … A.Ş.’ne Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası poliçesi ile sigortalı olduğu, sigorta poliçesinde manevi tazminatın teminat kapsamında yer almadığı gibi davalı … şirketinin dava tarihinden önce temerrüte düşürülmesine ilişkin bir kayda da dosya içerisinde rastlanmamaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davalı … AŞ ile bağıtlanan sigorta poliçesinde manevi tazminat talebinin teminat altına alınmadığı gözetilerek bu alacak kalemi ile ferilerinden sigorta şirketinin sorumlu tutmamak, öte yandan davalı … şirketinin dava tarihinden önce temerrüde düşürülüp düşürülmediğini araştırarak temerrüde düşürülmüş ise yukarıdaki düzenlemelere göre o tarihten başlayarak sekizinci günden itibaren, davadan önce temerrüde düşürülmemiş ise de dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte maddi tazminattan sorumluluğuna karar vermekten ibarettir.
5- Kabule göre de; davalı … ve İnşaat AŞ hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş ise de karar tarihinde yürülükte bulunan AAÜT’nin 7/2.maddesinde “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur” düzenlemesi doğrultusunda bu davalı lehine maddi ve manevi tazminat istemi yönünden maktu red vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı red vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ve davalı … vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz eden davacı ve davalı … Şirketine iadesine, aşağıda yazılı harcın davalı … ve …’den tahsiline, davacı lehine takdir edilen 3.050,00 TL vekalet ücretinin ise davalılara yükletilmesine, davalı … Şirketine lehine takdir edilen 3.050,00 TL vekalet ücretinin ise davacıya yükletilmesine 13/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.