YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1094
KARAR NO : 2021/3793
KARAR TARİHİ : 28.06.2021
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilleri tarafından talep edilmiş, davalılardan … vekilince duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.06.2021 Salı günü davacı vekili Av…. ile davalı … ve Fer’i Müdahil … Sigorta A.Ş vekili Av…. geldiler, davalı … adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili ve davalı … ve Fer’i Müdahil … Sigorta A.Ş vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; davacının ameliyat edildiği Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesinin, Ermeni Cemaati tarafından kurulmuş özel bir hastane olduğu, … tarafından yönetildiği ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kanundan kaynaklı genel denetim yetkisinin bu vakfa kamu tüzel kişiliği sıfatı kazandırmadığından, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı yeri olduğu ve özel hastanenin özel hukuk hükümlerine göre çalışanı olan diğer davalı doktora da davada husumet düşeceğinden Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince işin esasına girilerek varılacak sonuca göre uygun bir karar verilmesi gerekirken, yargı yolu ve husumetten reddine karar verilmesinin doğru olmadığına değinilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmasının ardından sadece HMK m.353/1-b-1 gereğince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ile davalı … ve … Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada verilen hüküm ve aşamaları incelendiğinde, öncelikle ilk derece mahkemesince, manevi tazminat davasının kabulüne, maddi tazminat davasının ise kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verildiği, bu karara karşı istinafa başvurulması üzerine de bölge adliye mahkemesi ilgili dairesince; davaya konu zararın Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir hastanede yürütülen sağlık hizmeti esnasında meydana geldiği, kamu tüzel kişisi olarak kanunla kurulan ve kamu hizmeti sunan
vakıf hastanelerinin devlet hastanelerinden farklı tutulmasının hukuken olanaksız olduğu, İdarenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği, diğer davalı doktorun da kamu tüzel kişiliğinde çalışan sıfatının bulunduğu gerekçesiyle, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK 353-1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalı hastane yönünden yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine, diğer davalı doktor yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hükmün temyiz edilmesi üzerine de Dairemizce bölge adliye mahkemesi kararı yukarıda özetlenen gerekçeyle bozulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup bu yön, kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da; “ …yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği…’’ vurgulanmıştır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
6100 sayılı HMK.’nun 359. maddesi “ (1) Karar aşağıdaki hususları içerir:
a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları.
b) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri.
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti.
ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti.
d) İleri sürülen istinaf sebepleri.
e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep.
f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi.
g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları.
ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
(3) (Ek:22/7/2020-7251/38 md.) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.” şeklinde düzenleme içermektedir.
360. maddesi ise “(1) Bu Bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Şu halde; bölge adliye mahkemesinin Dairemiz bozması öncesinde vermiş olduğu kararı ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılmış olup, Dairemiz bozma ilamı sonrası bölge adliye mahkemesince 6100 sayılı HMK.’nun 359. ve 360. maddeleri gözetilerek yeniden hüküm kurularak bir karar verilmesi gerekirken, bu durum göz ardı edilerek, sadece HMK m.353/1-b-1 gereğince davalıların istinaf başvurularının esastan reddine, denilmekle yetinilmesi HMK.297 maddesine ve kamu düzenine aykırılık oluşturmuş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, bozma sebebine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … vekili ile davalı … ve … Sigorta AŞ’ye geri verilmesine, 28/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.