Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/11259 E. 2021/9982 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/11259
KARAR NO : 2021/9982
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; 09/04/2007 tarihinde imzalanan “0” faizli KOSGEB Kobi Kayıtlı Eleman İstihdamı Destek Kredisi Protokolü kapsamında, kredi faiz desteğinden faydalanan davalı şirketin taahhüdünü yerine getirmediğinin tesbit edilmesi üzerine, peşin ödenen kredi faiz bedelinin tamamının gecikme zammı ile ödenmesi hususunun davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirketin 6111 sayılı kanundan yararlanmayı talep etmesi nedeniyle 27/05/2011 tarihinde borcun iki aylık ödemeler şeklinde 18 eşit taksit tutarında taksitlendirildiğini ancak davalı şirketin taksitlendirme taahhüdüne uymaması üzerine borcun muaccel hale geldiğini, borcun tahsiline yönelik başlatılan takibin davalının asıl alacağa yürütülen faiz ve yetkiye yönelik haksız itirazı nedeniyle durdurulduğunu ileri sürerek; işlemiş faize ve yetkiye ilişkin itirazın iptali ile takibin devamını, davalının alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile takibe vaki kısmi itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından icra inkar tazminatı talebine hasren temyiz edilmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Somut olayda; 09/04/2007 tarihli “0” faizli KOSGEB Kobi Kayıtlı Eleman İstihdamı Destek Kredisi Protokolü kapsamında davalı şirketin 16/05/2007 tarihinde destek kredisi kullandığı, davalı şirketin destek kredisindeki istihdam taahhüdünü yerine getirmediğinin tespit edilmesi üzerine hakkında hukuki işlem başlatıldığı, bu durumun bildirilmesi üzerine davalı şirketin borcun taksitlendirilmesini istediği, sonrasında 27/05/2011 tarihinde borcun taksitlendirilmesine yönelik taahhütname imzalandığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
09/04/2007 tarihli “0” faizli KOSGEB Kobi Kayıtlı Eleman İstihdamı Destek Kredisi Protokolü 8 inci maddesi; “İşbu protokol kapsamında kredi kullanan KOBİ’ler kredi vadesi içinde istihdam taahhüdünü gerçekleştirmemiş olmaları halinde KOSGEB’e hitaben verdikleri taahhütname gereğince (EK-1 taahhütname) KOSGEB tarafından kredi kullanılırken peşin ödenmiş olan kredi faiz bedeli ve yasal gecikme cezası ile birlikte KOBİ’den tahsilatı yönünde yasal takip başlatılır.” hükmünü içermektedir..
Davacı tarafından 15/03/2012 tarihinde davalı aleyhine başlatılan takipte; asıl alacak ile yukarıda açıklanan sözleşme hükmü uyarınca hesaplanan 20.690,46 TL işlemiş faiz ile birlikte toplamı 43.376,05 TL alacağın tahsili istenilmiş, davalı faiz talebinin fahiş olduğunu belirterek, işlemiş faiz alacağı yönünden takibe itiraz etmiştir.
Buna göre, mahkemece; faiz oranının tarafların serbest iradeleriyle belirlendiği, eş söyleyişle davanın konusunu oluşturan işlemiş faiz alacağının likit olduğu gözetilerek, taleple bağlılık kuralı gereğince davalının işlemiş faiz tutarının %20’si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması doğru olmayıp, bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nın 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının ikinci bendinde yer alan “2- İcra inkar tazminatı talebinin reddine,” ifadesinin çıkartılarak yerine “2- Davanın konusunu oluşturan 20.690,46 TL işlemiş faiz alacağından taleple bağlılık kuralı gözetilerek %20 oranında hesaplanan 4.138,09 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ifadesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 44,40 TL temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.