Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2021/11384 E. 2021/12452 K. 12.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11384
KARAR NO : 2021/12452
KARAR TARİHİ : 12.10.2021

5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’ın, anılan Kanun’un 63/10 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.320,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair ANTALYA 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/09/2019 tarihli ve 2015/863 esas, 2019/976 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 17/01/2020 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/01/2020 tarihli ve KYB. 2020-11383 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkür ihbarnamede;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21/06/2018 tarihli ve 2017/7018 esas, 2018/5741 karar sayılı ilâmında yer alan, “…müşteki … adına sahte olarak düzenlendiği belirtilen 0534 275 75 16 numaralı hatta ait abonelik sözleşmesi nedeniyle sanık … hakkında 5809 sayılı yasaya muhalefet suçundan açılan kamu davasında; sanığın üst bayi olarak sadece aktivasyon işlemi yaptığı, adına hat çıkarılan kişiyi görmediğini beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemesi, suça konu belgedeki imzanın sanık ve katılana ait olmaması, alt bayi olan … sahiplerinin dinlenmemesi ve bu kişiler yönünden imza ve yazı incelemesi yaptırılmamış olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından suça konu belge üzerindeki imzanın aidiyeti bakımından … sahiplerinin imza ve yazı örnekleri temin edilerek üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu kişilerin tanık olarak dinlenilmelerinden sonra üst bayilerin sözleşme düzenleme yetkilerinin bulunup bulunmadığının sorulmasından sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,…” şeklindeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre; sanık hakkında, müştekinin bilgisi ve rızası dışında kimlik bilgileri ve imzası kullanılmak suretiyle sahte cep telefonu aboneliği sözleşmesi düzenlendiğinden bahisle mahkûmiyetine karar verilmişse de, söz konusu abonelik sözleşmesi suretinin incelenmesinde sanığın suç tarihinde yetkilisi ve ortağı olduğu Vodatel isimli işyerine ait firmanın suça konu …, …, …, … numaralı hatların sadece aktivasyon işlemlerini yaptığı, sanığın müdafii aracılığıyla yaptığı yazılı ve sözlü savunmasında, suça konu abonelik sözleşmesini kendisinin düzenlemediğini, sözleşmede kendi yazı ve imzasının bulunmadığını, söz konusu sözleşmenin müşteri ile birebir görüşülüp alt bayi tarafından düzenlendiğini, kendilerinin sadece aktivasyon işlemi yaparak hattı kullanıma açtıklarını belirterek üzerine atılı suçlamayı reddetmesi karşısında, objektif sorumluluk ilkeleri çerçevesinde gerekçeli kararda atılı suçu adı geçen sanığın işlemiş olduğuna dair hiçbir delile yer verilmeden, yalnızca suça konu abonelik sözleşmesinin sanığın iş yerinde düzenlendiğinden ve bundan elde edilecek menfaatin sanığa ait olmasından bahisle eksik inceleme sonucu mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Suçtan doğrudan doğruya zarar gören ve yargılamaya katılma hakkı bulunan kurum olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu dava ve duruşmadan haberdar edilmeden yargılama sonlandırıldığı gibi, adı geçen kuruma gerekçeli kararın tebligi de yapılmadığı ve bu nedenle kanun yararına bozma istemine konu kararın kesinleşmediği anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, 12.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.