YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11808
KARAR NO : 2021/14264
KARAR TARİHİ : 15.09.2021
Kamu yararına ve hizmetine tahsis edilmiş eşya hakkında hırsızlık suçundan sanıklar … ve Bekir Demirdaş’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-a, 142/5, 143/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Kızılcahamam Asliye Ceza Mahkemesinin 25/02/2019 tarihli ve 2017/515 esas, 2019/82 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16/02/2021 gün ve 12412-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31/03/2021 gün ve 2021/30347 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya aslının diğer sanıklar yönünden istinaf incelemesi amacıyla Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde olduğu anlaşıldığından onaylı suret üzerinden yapılan incelemede;
Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 18/03/2020 tarihli ve 2020/107 esas, 2020/4361 karar sayılı ilamıyla,”…28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıklar …. ve …’e zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması…bozulmasına…” şeklinde belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesinde yer alan, “Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanığa yüklenen 28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 142/1-a, 142/5, 143/1 ve 43/1. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, sanıklara zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, savunma haklarının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Sanık …’ın bilinen en son adresinin aynı zamanda MERNİS adresi olduğu, yokluğunda verilen Kızılcahamam Asliye Ceza Mahkemesinin 25/02/2019 tarihli kararının sanığın MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1 ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30 ve 31. maddelerine göre sanığın MERNİS adresinde oturup oturmadığı veya MERNİS adresinden sürekli olarak ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden doğrudan aynı Kanun’un 21/2. maddesine göre işlem yapılarak tebliğ evrakının muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olması,
2-Sanık …’ın mahkemenin 25/02/2019 tarihli mahkumiyet kararını 12/12/2019 tarihinde istinaf ettiği, mahkemenin 16/02/2020 tarihli ek kararıyla istinaf talebinin reddine karar verildiği, bu ek kararın sanığa tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ evrakının dosya arasında bulunmaması nedeniyle, usulüne uygun olarak tebligat yapılıp-yapılmadığının anlaşılamaması,
3-Dosya kapsamına göre, katılan … Telekom A.Ş. vekilinin yokluğunda verilen Kızılcahamam Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli kararın katılan vekiline tebliğ edildiğine ilişkin davetiyenin dosya arasında bulunmadığı, bu nedenle usule uygun olarak tebligat yapılıp-yapılmadığının anlaşılamaması nedenleriyle hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, (KIZILCAHAMAM) Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 25.02.2019 tarihli ve 2017/515 E., 2019/82 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 15/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yz. İşlr. Md. Y. M.K./D.