Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/4126 E. 2021/18481 K. 04.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4126
KARAR NO : 2021/18481
KARAR TARİHİ : 04.10.2021

Bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme ve orada kalma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 18/10/2019 tarihli ve 2019/130113 soruşturma, 2019/94709 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/12/2019 tarihli ve 2019/8870 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında;
Somut olayda, müşteki ile şüpheli arasında 2012 yılında başlayan iş ortaklığının 24/01/2019 tarihinde sona ermesinden sonra, müşteki tarafından şüphelinin kendisine duyduğu husumet nedeniyle kendisini zarara uğrama amacıyla hukuka aykırı olarak şahsi e-posta hesabına eriştiği ve tüm e-maillerini ele geçirerek hakknda hileli iflas suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/76208 soruşturma sayılı dosyasında işlem yapılmasına sebebiyet verdiğini iddia etmesi üzerine yapılan soruşturma sonunda, taraflar arasındaki iş ortaklığı nedeniyle şüphelinin müştekinin e-posta hesabının şifrelerinin bilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış olup; her ne kadar şüpheli savunmasında iş ortaklığının sona erdiği 24/01/2019 tarihine kadar müştekiye ait internet sitesinin yetkilisi olduğunu ileri sürmüş ise de, bu yetkinin müştekiye ait şahsi e-postalara erişim sağlamayı da kapsayıp kapsamadığına ilişkin bir tespit yapılmadığı, bu nedenle şüphelide ortaklık nedeniyle bulunan yetkinin, müştekinin şahsi maillerine de erişim için yeterli olup olmadığı hususunda uzmanından rapor alındıktan sonra, var olan yetkinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı da değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21/04/2020 gün ve 2020/8120 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2020 gün ve KYB/2020-50934 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamına göre; şüpheli … hakkında hukuka aykırı olaral bilişim sistemine girme ve orada kalma suçundan yapılan soruşturma sonucunda; somut delil bulunmadığından bahisle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.10.2019 tarihli. 2019/130113 soruşturma, 2019/94709 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın mercii Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/12/2019 tarihli ve 2019/8870 değişik iş sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 – (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle biı suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 – (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir.
Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh Ceza Hâkimliği kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir Cumhuriyet Savcısı, karan itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda, müşteki ile şüpheli arasında 2012 yılında başlayan iş ortaklığının 24/01/2019 tarihinde sona ermesinden sonra, müşteki tarafından şüphelinin kendisine duyduğu husumet nedeniyle kendisini zarara uğratma amacıyla hukuka aykırı olarak şahsi e-posta hesabına eriştiği ve tüm e-maillerini ele geçirerek hakkında hileli iflas suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/76208 soruşturma sayılı dosyasında işlem yapılmasına sebebiyet verdiğini iddia etmesi üzerine yapılan soruşturma sonunda, taraflar arasındaki iş ortaklığı nedeniyle şüphelinin müştekinin e-posta hesabının şifrelerinin bilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış olup; her ne kadar şüpheli savunmasında iş ortaklığının sona erdiği 24/01/2019 tarihine kadar müştekiye ait internet sitesinin yetkilisi olduğunu ileri sürmüş ise de, bu hususa ilişkin herhangi bir delil ya da belge sunamadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/2. maddesi gereğince; “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü gereğince, soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 17.12.2019 gün, 2019/8870 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nın 309/4-a. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 04.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.