Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/8117 E. 2021/9413 K. 22.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8117
KARAR NO : 2021/9413
KARAR TARİHİ : 22.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … mirasçıları, …,… mevkiinde bulunan, maliki ve zilyedi oldukları taşınmazın orman olmadığı halde, yörede yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alındığını, bu işlemin hatalı olduğunu ileri sürerek, taşınmazın orman sınırı dışına çıkarılarak adlarına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır. Kadastro mahkemesince verilen, davanın kabulü ile …,… Mevkiinde yer alan fen ve orman bilirkişisi heyetinin 15.09.2009 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterdiği 4.830,881 m²’lik taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılarak davacı … mirasçıları …, … ve … adlarına eşit oranda tapuya kayıt ve tesciline ilişkin önceki hüküm, davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.11.2014 tarihli ve 2014/6585 Esas, 2014/9816 Karar sayılı ilamı ile, “Kadastro Mahkemesinin görev ve yetkilerinin, Kadastro Kanunu’nun 25 ve 26. maddelerinde düzenlenmiş olup, 26. madde gereğince kadastro mahkemesinin, 10. maddeye göre kadastro komisyonu tarafından gönderilen tutanaklara ait davaları, 11. maddede belirtilen askı ilanı içinde açılan davaları, mahallî hukuk mahkemelerinden 27. madde uyarınca kadastro mahkemesine devredilen dava ve dosyaları, kadastro mahkemelerine dava açıldıktan sonra, tesbitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıkları inceleyip karara bağlayacağı, yine Orman Kanunu’nun 11/1. maddesi gereğince altı aylık askı ilân süresi içinde açılacak davalara bakmaya kadastro mahkemesinin görevli olduğu, eldeki dava orman olarak sınırlandırılan yerlerin orman sayılan yerlerden olmadığı iddiasıyla orman olarak yapılan sınırlandırılmasının iptali istemiyle dava açıldığına göre, dava haklı bulunur ise verilecek kararın, orman sayılmayan yerin orman sınırı dışına çıkartılması ve orman kadastro haritasının bu şekilde düzeltilmesi, dava haklı bulunmaz ise davanın reddi şeklinde olması gerektiği, ayrıca, tescil isteği hakkında asliye hukuk mahkemesinin görevli olacağı düşünülerek, mahkemenin tescil istemi hakkında görevsizliğine karar verilmesinin gerekeceği” açıklanarak bozulmuştur. Kadastro Mahkemesince, bozma ilamına uyularak davacının orman kadastrosuna itiraz davasının kabulüne, davacının tescil talebi hakkında mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde 2 hafta içerisinde tescil talebine ilişkin dosyanın yetkili ve görevli Yayladağı Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve görevsizlik kararının Yargıtay denetiminden geçerek 12.08.2016 tarihinde kesinleşmesi üzerine dava dosyası kendiliğinden (resen) 03.11.2016 tarihinde görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, “1. Davacıların davalı … aleyhine açmış olduğu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine,
2. Davacının tescil talebi yönündeki davasının kabulü ile, …,… Mahallesi … Mevkiinde yer alan fen ve orman bilirkişisi heyetinin 15/09/2009 tarihli raporunda A harfi ile gösterdiği doğusu davacıya ait taşınmaz, batısı orman, kuzeyi … taşınmazı ve güneyi davacıya ait taşınmazla çevrili kırmızı renk boyalı 4.830,881 m²’lik taşınmazın Yayladağı Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 25.02.2011 tarihli ve 2011/23-40 E/K sayılı ilamı uyarınca ölü davacının mirasçıları olan oğlu …’a 1/3, oğlu …’a 1/3 ve ölen oğlu … mirasçısı olan …’a 1/3 hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, karara fen bilirkişisinin raporunun ve krokisinin bir suretinin eklenilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nin 713/1 maddesine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemler” başlıklı 20. maddesinde;
“(1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.
(2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.” hükmü düzenlenmiştir. (1.fıkraya 7251 sayılı yasanın 1.maddesi ile yapılan değişiklik işlenmiştir.)
Öncelikle görevsizlik kararı veren mahkemeye yapılan gönderme talebi süresinde değilse veya taraflarca gönderme talebinde hiç bulunulmamışsa dosya kendisine resen gönderilerek esas numarası alan mahkemenin yapacağı işlemin ne olacağı ve davanın açılmamış sayılması kararını verme görevinin hangi mahkemeye ait olduğu hususu tartışma konusudur.
6100 sayılı HMK’da, gönderme talebinin süresinde yada hiç yapılmamasına rağmen kendisine resen dosya gönderilen mahkemenin nasıl bir işlem yapacağı açıkça düzenlenmemiştir. Öte yandan mahkemelerin görevinin kanunla düzenleneceği, görev hususunun da kamu düzeninden olduğu tartışmasızdır. HMK’nin 20. maddesinde “.. dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Maddenin yazım tarzı itibariyle emredici nitelikte olduğu ve takdire yer vermediği gözetildiğinde, görevli mahkemenin görevsizlik kararını veren mahkeme olduğundan kuşku duymamak gerekir. Nitekim 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile HMK’nin 20/1. maddesinde değişiklik yapılmış, “ bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına” ibaresi “dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen” şeklinde değiştirilmiş ve söz konusu yasanın yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği yürürlük maddesinde belirtilmiştir. Aksine bir düzenleme bulunmadıkça usul hükümlerinin “derhal uygulama ilkesi” ne tabi olduğu tartışmasızdır. Henüz karar kesinleşmediğine ve söz konusu değişikliğin görev hususuna ilişkin olup kamu düzeninden bulunduğuna göre derhal uygulanması hususunda tereddüt edilmemelidir.
Öyleyse dosya kendisine gelen asliye hukuk mahkemesinin, gönderme talebinin süresinde olmadığını veya hiç talep bulunmadığını fark ettiğinde, HMK’nin 20. maddesine göre bir karar verilmek üzere dosyayı görevsizlik veya yetkisizlik kararını veren mahkemeye iade ederek esasını bu şekilde kapatması gerekirken, yazılı olduğu şekilde işin esasına ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … Yönetimi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 7139 sayılı Kanun’un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresi’nden harç alınmasına yer olmadığına,
22.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.