YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5992
KARAR NO : 2021/9559
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosuna İtiraz
…
Taraflar arasında Milas Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez Hazine tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, …,… Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davalı … adına kayıtlı bulunan eski 521 parsel sayılı 24.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 221 ada 3 parsel numarasıyla ve 24.745,20 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı Hazine, uygulama kadastrosu sırasında davalıya ait taşınmazın doğusunda bulunan tescil harici bırakılan yer aleyhine olacak şekilde davalının taşınmazının sınırlarının yanlış belirlendiğini ve yüzölçümünün arttığını, artışın sabit sınır olan duvarın farklı yere kaydırılmasından kaynaklandığını ileri sürerek dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava konusu 521 parsel ve doğu sınırında bulunan tescil harici alanın ara sınırının ilk tahsis pafta örneği ve 100 nolu ölçü krokisinde sabit duvar sınırı okuması, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanının aynı doğrultuda olması, ilk tahsisin 1973 yılında yapılması dikkate alındığında kullanılan takeometrik mira okumalarının 1 m2 altını dikkate almıyor oluşu dava konusu parsel yüzölçümleri dikkate alındığında, alan artış ve azalışları oranında hata olabileceği, yapılan bilirkişi incelemesinde eski yeni pafta çakıştırması neticesinde köşe ve hat noktalarında genel olarak örtüştüğü, 22/a Yönetmeliği ve genelge hükümlerine göre sınırlandırma ve yüzölçüm hesaplamalarında herhangi bir hatalı yön bulunmadığı, davacının mülkiyet hakkını bertaraf eden idari bir çalışma mevcut olmadığı, yapılan incelemede dava konusu taşınmazda meydana gelen azalmanın aktarıldığı diğer parsellerin bütün halinde incelendiği, buradan hareketle ölçümün doğru olduğu, yapılan işlemlerde idari hata ve ölçümlerden kaynaklanan hata olmadığı, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları dikkate alınarak kadastro müdürlüğünce yapılan çalışma sonucu oluşan sınırlandırmada hata bulunmadığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, artışın ilk tesis kadastrosu sırasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisi ve alan hesaplama yöntemlerinin farklı olmasından kaynaklandığı, tesis kadastrosu sırasında çekişmeli sınır yönünde bulunan kuru örme taş duvarın, uygulama kadastrosu gününde de, tesis kadastrosu gününde olduğu hali ile zeminde mevcut olduğu, duvarın yerinin değiştirilmediği, uygulama kadastrosu sırasında çekişmeli sınırın sabit sınır kabul edilerek sınırlandırma işleminin yapıldığı, uygulama kadastrosu işleminde, yasa ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi fen bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişisine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından haritasında işaretlenmeli, fen bilirkişisinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişisinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Somut olayda; Mahkemece, açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazın tesis ve uygulama kadastrosuna ait hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri ve eski ortofoto getirtilmemiş; bilirkişi raporunda, tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftası ortofoto üzerinde çakıştırılmamış, rapor içeriğinde belirtilen hususları denetlemeye elverişli, davalıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan artışın nereden kaynaklandığını açıklayan, ilgili yönetmelik gereği davalıya ait taşınmazın sınırlarının zeminde ne şekilde bulunduğunu irdeleyen, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasını ayrı renklerle çakıştırarak gösteren krokiyi içerir ayrıntılı rapor alınmamıştır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya içerisine alınmalı, bundan sonra harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına 28.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…