YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5502
KARAR NO : 2021/11398
KARAR TARİHİ : 30.09.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının davalı işyerince Kurum kayıtlarında eksik gösterilen veya hiç gösterilmeyen 01.02.1986-31.12.1990 tarihleri arasındaki çalışmalarının ayda 30’ar gün üzerinden sigortalı hizmet olarak tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle “davanın kısmen kabulü ile davacının 01.05.1986-31.12.1990 tarihleri arasında geçen ve Kuruma eksik olarak bildirilen hizmetlerinin tespitine, davacının 01/02/1986-30/04/1986 tarihleri arasındaki talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; dava konusu dönem içerisinde 01.02.1986-30.04.1986 tarihleri arasında davalı işyerince davacı adına toplam 90 gün süre ile Kuruma hizmet bildiriminde bulunulduğu, 423986 s.s. numaralı davalı şirketin 01.09.1985-31.12.1990 tarihleri arasında Kanun kapsamında olduğu, 31.07.2013 tarihinde ticaret sicilden kaydının resen silindiği, 1986-1990 yılı dönem bordolarının dosyaya sunulduğu, dinlenen davacı tanıklarından …nın çalışma kaydının bordrolarda görüldüğü, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, davalı işyerinin ihtilaf konusu dönemde Kanun kapsamına alınabilecek nitelikte faal olması, davacı tanıklarının beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde sonuca gidildiği, Dairemizin davalı şirketin ihya edilmesi gerektiğine ilişkin bozma ilamı sonrasında … …Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.09.2019 tarihli, 2019/293 E. vev2019/319 K. sayılı hükmü ile davalı şirketin ihyasına, tasfiye memuru atanmasına karar verilerek, verilen kararın 28.11.2019 tarihinde kesinleştiği, gerekçeli kararın tasfiye memuruna usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Eldeki davada, ihtilaf konusu olan 01.05.1986-31.12.1990 tarihleri arasında geçtiği iddia olunan fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten sadece davacı tanıklarının çalışma olgusunun varlığının tespiti hususunda yetersiz beyanları esas alınarak yazılı şekilde kurulan hüküm hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, ihtilaf konusu dönem ( 01.05.1986-31.12.1990 tarihleri arasında) içerisinde davalı işyerine ait dönem bordrolarında adı geçen ve davacının çalışmalarını bilebilecek nitelikteki çalışanlar tespit edilmeli, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları, yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilmeli, belirlenen bu şahısların davacının davalı işyerlerinde kesintisiz ve sürekli çalışıp çalışmadığı hususunda beyanlarına başvurulmalı, gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya konulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece yazılı şekilde kurulan hüküm, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30/09/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.