YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9859
KARAR NO : 2021/9932
KARAR TARİHİ : 01.10.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince onanmasına karar verilmiş olup, davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, …,… Köyü çalışma alanında bulunan 130 ada 1 parsel sayılı 2.254.798.84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, köy halkı tarafından kadimden buyana mera olarak kullanıldığı belirtilerek, mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.
Davacı … ve arkadaşları, tapu ve vergi kaydına, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu kaydının iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın, Kadastro Kanunu’nun 36/1. maddesi uyarınca reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 17.02.2021 tarihli ve 2018/416 Esas, 2021/1337 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş ve işbu onama ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece, davacı tarafa verilen kesin süre içerisinde keşif giderlerinin yatırılmadığı ve bu nedenle davacı tarafın 3402 sayılı Yasa’nın 36/1. maddesi uyarınca keşif delilinden vazgeçmiş sayıldığı ve mevcut delillerle de davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/1. maddesinin, ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için, öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmiş olması zorunludur. Bundan sonra keşfe ilişkin ara kararında, keşfe katılacak hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere verilecek ücretler, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgililere makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiyelerin muhatabına ulaşabilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmeli, bu ara kararına uymamanın sonuçları, hazır bulunan davacıya ihtar edilmeli, hazır bulunmayanlara ise usulüne uygun şekilde tebliğ edilmelidir. Mahkemece, hükme esas alınan 07.06.2012 tarihli keşif ara kararının anılan hususları tam olarak kapsamadığı anlaşılmaktadır. Davacılar, tapu kaydına dayanmış olup, tapu kaydı tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmeden ve dosya keşfe hazır hale getirilmeden keşif ara kararı kurulmuş, davacı tarafça daha önceden dosyaya 24.02.2009 tarihinde yatırılan 356,12 TL keşif avansı mahsup edilip, kalan miktar üzerinden kesin süre verilmesi gerekirken, daha önce yatırılan keşif avansı hiç dikkate alınmamıştır. Bu haliyle, keşif ara kararı yasada öngörülen şekilde oluşturulmadığından, ara kararda belirtilen kesin süreye uyulmamış olması, davacı tarafın keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması sonucunu doğurmaz.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle dosya keşfe hazır hale getirilerek ispat yükü kendisinde olan davacı tarafa, keşif için belirlenecek avansı yatırması için 3402 sayılı Yasa’nın 36. maddesi uyarınca yeniden ve yöntemine uygun şekilde makul bir süre verilmeli, süresi içerisinde ara kararın gereklerinin yerine getirilmesi durumunda, mahallinde keşif yapılmak suretiyle toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Temyiz incelemesi sonucunda, hükmün bu sebeplerle bozulması gerekirken maddi hata ile onandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda bentler halinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 17.02.2021 tarihli ve 2018/416 Esas, 2021/1337 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA ve Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 01.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…